TÜRKİYE’DE İDEOLOJİ KAVGALARINA YER YOKTUR…
Kaynak : Şakir DOĞAY / VARLIK-1938
Gazete ve ajans haberleri, ideoloji manisinin dünya yüzünde yaptığı korkunç ve tüyler ürpertici tahriplerini gözler önüne seriyor. İspanya’da aynı ırktan ve aynı kandan kardeş insanlar, öldüresiye boğuşmakta, masum çocuk ve kadınların kanı seller gibi akmaktadır. Demokrasi ifratının kendisini sürüklediği uçuruma yuvarlanmamak için çırpınan Fransa’ya bakınız : İdeolojik ihtiraslarla gözlerini kan bürümüş politikacıların yarattıkları bir nefret, kin ve korku havasıyla karşılaşacaksınız.
Türkiye, İstiklâl Harbi’nden beri baş döndürücü ilerlemesini, içte ve dışta kazandığı emniyet ve muvaffakiyetleri (başarı) millî birliğini en sağlam temeller üzerine kurmasına borçludur. Büyük ve dahi bir başın etrafında Türk Milleti bugün yekpare (bütün) ve tek idealli bir kitledir. Millî menfaatlerimizin gerektirdiği yolda, Türk Milleti bu millî birliğin samimi ve sıcak havası içinde yarına doğru en büyük bir itimatla yürüyor.
VARLIK
1933 yılının Temmuz ayında, Yasar Nabi Nayır’ın çıkardığı “Varlık edebiyat ve sanat dergisi” yayın yaşamına başladı.
Varlık “Cumhuriyet kültürünün sacayaklarından biri” olarak nitelendirilebilir…
TÜREYEN YARI AYDINLAR BİR AVUÇ…
Fakat, son zamanlarda, içimizde yabancı ideolojilerin ithalât ve komisyonculuğunu yapan yarı münevverler türediğini görmemezlikten gelemeyiz. Gerçi, koca Türk milletinin içinde ancak bir avuç insandan ibarettirler. Fakat bunların faaliyetleri, milli birliğimizin ferah verici manzarası içinde gönül bulandıran bir kara nokta olarak kalıyor.
Gerçi eskiden de Türk inkılabının prensiplerini benimsemeyen enternasyonalist cereyanların (akım) propagandacılığını yapanlar yok değildi.Fakat bunlar, hiç olmazsa vaziyetlerini açıkça ilan etmekten çekinmeyecek kadar mertçe hareket ediyorlardı. Halbuki, bahsettiğimiz adamlar riyakardırlar. Gayelerine varmak için her vasıtayı meşru sayan bir sinikliğe sahiptiler. Onun için de riyakardırlar. Kemalizm prensiplerine taban tabana zıt olan ifsat (bozguncu, fitneci) edici programlarına Kemalizm’i bir kalkan yapmağa kalkışırlar. Gizliden gizliye, saman altından su yürütürler. Birbirlerini tanır, korur ve aralarında nikabsız (yüz örtüsüz) konuşurlar, fakat kitle huzuruna çıktıkları zaman daima yüzlerinde nikab (yüz örtüsü) vardır.
Bunlar ideoloji ve doktrin manisinin en hat şekline bizzat müptela (bağımlı) oldukları halde, mukabil (karşı) ideolojilerinin izlerini bir yerde vehmedince (evham, kuruntu), yüksek perdeden feryadı basarlar. Fakat kendi zihniyetlerine uygun propagandaları alkışlamaktan çekinmezler.
Kullandıkları teknik hepsinde o kadar müşterek (ortak) ve aynıdır ki, bunları tefrik (fark etmek) ve maksatlarını (amaç) teşhis etmek pek kolaydır. Faaliyetlerini biraz dikkatle takip etmek bunun için kafi (yeterli) gelir. Sempatilerine, dostluklarına dikkat edince, aralarındaki teshanüdün (dayanışma, beraberlik) büyüklüğü derhal göze çarpar.
Ezberlenmiş doktrinlerin mestisi (sarhoşluğu) içindedirler. Etrafındaki bütün hadiseleri, ancak bu yabancı ideolojiyi menşurundan (yayılmış) görürler. Bu ideolojiyi benimseyenlerin her şeyi gözlerinde mükemmel ve muhalif olanların her şeyi dünyanın en kötüsüdür. Dünkü yobaz medrese softasından farkları, yalnız inandıkları prensiplerdedir. Yoksa zihniyet, tıpatıp birbirinin aynıdır. Aynı inatçı kafa, aynı dar görüş zaviyesi, aynı mistik humma, aynı sadık ve fedakar mümindirler. Yalnız dinleri değişmiştir.
YANLIŞ SEÇİM YAPAN POLİTİKA SAFRALARI…
Hayır, Türk gençliğinin bu dar zihniyetli adamların ithalat malı tohumlarına açık zemin teşkil etmesine müsaade etmemeliyiz. Ekilecek tohumlardan binde birinin tutması ihtimali bile bizi telaşa düşürmeye ve buna karşı tedbir almaya sevk (yönlendirme) etmelidir.
Türkiye’de Türk milliyetçiliğinden, Kemalizm ideolojisinden başka politik akça geçmez ve geçmemelidir. Politika sarraflarına yerlerini yanlış intihap (seçim, tercih) etmiş olduklarını anlatmak lazımdır.
Sevgi, tesanüt (dayanışma), birlik, Türk gençliği için istediğimiz ve özlediğimiz yegane şeylerdir; bunlar ve bu ideolojimiz ancak, aramıza, yabancı cereyanların nüfuz etmemesiyle kabildir. Her ifrat (aşırılık) cereyanı (akım) bir reaksiyon doğurur ve bazı demokrasi memleketlerinde şahit olduğumuz vahim içtimai buhranlar da bu ifrat (aşırı)ve tefrit (yetersiz) cereyanlarının doğurduğu fırtınadan başka bir şey değildir.
Kardeşi kardeşe düşman eden gayzlar (hınç) ve kinler, Türk topluluğu içinde yer almamalıdır. Türk gençliğini ayıran hiçbir hakiki menfaat ayrılığı yoktur. Ancak, bazı yabancı ideolojilere alet olduklarından habersiz bir takım gayr-i memnunlar (tatminsiz, memnun olmayan) aramızda böyle bir ikilik varmış hissini uyandırmağa ve partizanlar yaratmağa çalışmaktadırlar. Son derece mantığa ve realiteye bağlı insanlardan mürekkep (bileşik) olan Türk milleti arasına hayaller veya gizli menfaatler peşinde koşan parazitlerin karışması ancak teessür (üzüntü) ve teessüf (yerme, esef) ile karşılanacak bir hadisedir.
Türk gençliğini, bu gibilerin icraatına karşı uyanık olmağa, güzel vaatler ve hayallerle onu avlamağa çalışanlara karşı müteyakkız (uyanık, tetikte)davranmağa davet etmeliyiz.
Her şeyin üstünde Türklük ve Türkiye yegane idealimizdir.
Yorum Yapın