Emir Kıvırcık, Behiç Erkin'in günlüklerinden yola çıkarak yazdığı yeni kitabı ''Cepheye Giden Yol''u, CNN Türk'e anlattı.
- İlk kitabınız Büyükelçi dedeniz Behiç Erkin’in 2. Dünya Savaşı sırasındaki anılarından, Paristeki büyükelçilik yıllarından kesitler sunuyordu.
Cepheye Giden Yol’da ise Kurtuluş Savaşı anıları var. Bunları Behiç Bey’in günlüklerinden yola çıkarak yazdınız. Dedenizin anılarından yola çıkarak kitap yazma fikri nasıl oluştu, bu kitapları neden siz yazmayı tercih ettiniz? Günlükleri bir tarihçinin dikkatine de sunabilirdiniz.
Toplumumuzun yapısının son 20 senede çok bozulması, magazin ağırlıklı boş bir gençliğin yetişiyor olması, Milli Mücadele ruhunun günden güne yok olması Cepheye Giden Yol kitabını, yani Dedem Behiç Bey’in hayatını yazmaya yöneltti beni.
Devamını oku »
İSTİKLAL MADALYASI KANUNU
Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden bazılarına ve savaş sırasında yararlılık gösterenlere istiklal madalyası verilmesi düşünüldü. Bu konuyla ilgili 66 sayılı kanun 29 Kasım 1920 günü Meclis'te kabul edilip, 4 Nisan 1921 gün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ön yüzünde, üstte Ankara şehrinin, ortada TBMM Binası'nın resmi bulunan madalyanın arkasında zafer ve barışa işaret eden güneş ışınları görülmektedir. Meclis'in sağında 23 Nisan solunda ise 1336 (1920) yazılıdır. Meclis'in altında bulunan dünya haritası bilgiyi, orak ve tırpanlar tarıma önem verileceğini, iki taraftaki meşaleler de barışı anlatır. En altta kağnısıyla birlikte bir köylü kadını görülmektedir. Madalyanın öteki yüzünde ay yıldızla çevrilmiş olarak Misak-ı Milli sınırlarını gösteren Türkiye Haritası vardır. Bu harita üzerindeki tek yıldız Ankara şehrini işaret etmekte, yıldızdan çıkan ışınlardan birisi Kars'a kadar uzanmaktadır. En altta madalyanın yapılış yılı olan 1 Teşrinisani 1338 (1 Kasım 1922) tarihi bulunmaktadır. Çapı 35x55 mm ağırlığı 15.55 gr olan madalya pirinçten yapılmıştır.
Milletvekillerine verilen madalyanın şeridi yeşil, cephede bulunanların kırmızı, cephe gerisinde çalışanların da beyazdır. Cephede görev almış milletvekillerinin madalya şeritleri yarı kırmızı, yarı yeşil renklidir. Sağ göğüs üzerinde taşınır. Medeni haklarını kaybedenlerle cinayet suçundan hükümlü olanlar İstiklal Madalyası'nı taşıma hakkını kullanamazlar.
30 Ocak 1929 gün ve 3579 sayılı kanun gereğince; İstiklal Savaşı'nda (15 Mayıs 1919'dan, 9 Eylül 1922'ye kadar) milli ordu da göre alan alay sancaklarına da birer İstiklal Madalyası verilmiştir.
İLK DEFA İSTİKLAL MADALYASI ALANLAR Devamını oku »
Türk Bayrağı Tarihi
Bilinen efsaneye göre, 1. Kosova Savaşı sonrasında; Türk askerlerin kanının bir çukurda toplanması sonucunda; Ay ve Yıldız'ın yan yana gelmesi ile oluştuğu söylenmektedir. Yapılan tüm varsayımlar arasında, 1. Kosova Savaşı'nın sebep olması en büyük imkanlardan biridir, lakin bu savaş tarihinin akşamında gökyüzünde Jüpiter ve Ay yan yana nadir anlarından birini yaşamıştır. Bu savaş sonunda ele geçirilen bir Sırp askeri, dönemin padişahı Murat Hüdavendigar'a Sırp savaş planlarını vereceği taahhütü ile yaklaşmış; hançeri ile Osmanlı İmparatorluğu galibiyeti ile sonuçlanan savaş sonrasında şehit edilmiştir. Yerine büyük oğlu Yıldırım Beyazıt geçmiştir.
1. Kosova Savaşı sırasındaki, Kosova'da gökyüzündeki görüntüye ulaşmak için örnek resimlerde Stellarium isimli ücretsiz planetarium programı kullanılmıştır. Planetarium programımızı 1. Kosova Savaşı tarihine (28 Temmuz 1389), ve Kosova koordinatlarına (Lat: 43.41 , Long: 25.65) alırsak ; gökyüzündeki Ay ve Yıldız'ın aslında Ay ve Jüpiter olduğu ortaya çıkar. Devamını oku »
Milliyetçilik Atatürk ilkeleri arasında son derece önemli bir yere sahiptir. Akılcılık, gerçekçilik, barışçılık ve cumhuriyetçilik gibi ilkelerle bütünleşen ve Türk milletinin birlik ve beraberliğinin temel yapısını açıklayan bu ilke, her türlü menfi yorumlara kapalıdır. Milliyetçilik ilkesi, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın da çıkış noktasını oluşturmuş ve tüm ezilen ulusların kurtuluş hareketlerine önderlik yapmış, örnek oluşturmuştur. Atatürk’ün türlü demeç ve söylevlerinde açıklık kazanmış olan bu ilke, Fransız Devrimi’nden sonra dünyaya yayılan özgürlük düşüncesinin tarihsel gelişimi içinde her ulusun kendi geleceğini kurma inancının doğal bir sonucu olmuştur.
Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın, gazeteci Şemsi Belli'ye anlattığı anıları Selis Kitaplar tarafından yeniden yayınlandı. Makbule Hanım kitapta, Atatürk'ün çocukluğuna ve sonraki günlerine ait pek çok anekdotu samimiyetle aktarıyor.
Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ın "Ağabeyim Mustafa Kemal" isimli anıları Selis Kitaplar'dan çıktı. Merhum Makbule Atadan'ın vefatından önce gazeteci Şemsi Belli'ye anlattığı anıları ilk kez 1959'da yayınlanmıştı. 1885'te Selanik'te doğan ve 1930'da Ağabeyinin emriyle Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası'na giren Makbule Hanım, kısa süren siyaset hayatının ardından köşesine çekilmiş ve 1935'te Mecdi Boysan ile evlenmişti. 1956'da vefat eden Makbule Atadan, kitapta ağabeyinin farklı yönlerini anlatıyor.
Sekiz yıl sonra eve dönüş sevinci
Makbule Hanım ve annesi Zübeyde Hanım, Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra Selanik'ten İstanbul'a gelerek Beşiktaş Akaretler'de bir eve yerleşirler. Bu dönemde çeşitli cephelerde savaşan Atatürk, Makbule Hanım'ın anlattığına göre tam sekiz yıl evinden uzak kalmış. Makbule Hanım, Ağabeyinin dönüşünü şöyle anlatıyor: "İstanbula geleceğini haber aldığımız zaman sevincimize payan yoktu. On gün on gece hazırlık yaptık. Her tarafı sildik, süpürdük.. Sevdiği yemekleri yaptık. Sekiz senelik bir ayrılıktan ve zaferden sonra Ağabeyimin dönüşü bizi sevinçten deliye çevirmişti adeta. Ah! O gün.. O güzel ve mesut günü şu anda bile hatırladıkça içimde çok derin bir sızı hissediyorum." Devamını oku »
28
Åžub
Mustafa Kemal–Albay ReÅŸat
"Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Türklük bilincinin simgesi, ulusal birliğimizin ortak paydası, çağdaşlaşmanın öncüsü Atatürk'e sevgi ve rahmetle, Türkiye'yi ortaçağ karanlığına, siyasal ümmetçilik batağına çekmeye çalışan din tacirlerine, yabancı servis ajanlarına kısaca Türklük düşmanlarına lanet ve nefretle".(28 Şubat Sürecine Bir Katkı:Organize Suçlar ve Fethullahçılar)
27 Ağustos 1922 sabahı 57. Alay bu tepeyi kuşatmış, saat 10:30'da M. Kemal telefonda komutana:
-Reşat Bey bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?
-Komutanım, yarım saat sonra alacağız.
-Başarılar diliyorum.
10:45 Mustafa Kemal:
-Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.
-Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış, direniyor. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.
11:00 Mustafa Kemal
-ReÅŸat Bey'i istiyorum.
-Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.
-Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.
Mustafa Kemal'in gözlerinden yaşlar boşanır: Devamını oku »
Mustafa Kemal Atatürk’ün bilimsel görüş yetisi, kültürel zenginliği ve bildiklerini aktarabilme kabiliyetini oluşturan yani onun entelektüel kişiliğini meydana getiren unsurların başında ; okuma azmi,Türk milletinin ve Türk askerinin kültür yapısından etkilenmişliği, askeri okullarda almış olduğu eğitim ,sanata olan hayranlığı, muharebe sahalarından edindiği tecrübelerin en doğal getirisi olan gerçekçi düşünebilme yetisi, sorumluluk anlayışı ve evrensel görüşleri gelir. Bütün bu özellikleri onun 2000’li yıllarda da bütün dünyada kabul görmesini sağlayacak ve 2000 yılında ABD başkanı bir mesajında aynen şöyle diyecektir � Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir�.
Devamını oku »