Mustafa Kemal Atatürk’ün kız kardeşi olan Makbule Atadan, 1887 yılında Selanik’te doğdu. Balkan Savaşlarından sonra, annesi Zübeyde Hanım’la birlikte Selanik’ten ayrılarak İstanbul’a yerleşti. Cumhuriyet’in ilanından sonra ağabeyinin isteği üzerine, annesiyle birlikte Ankara’ya geldi. Bir süre Atatürk’ün yanında kalan Makbule Atadan, daha sonra Çankaya Köşkü arazisi içinde kendisi için yaptırılan Çamlı Köşke yerleşti.
1930′da Atatürk’ün isteğiyle Fethi Okyar’ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkasına giren Makbule Hanım birkaç ay sonra parti kapatılınca siyasetten çekildi ve 1935′de milletvekili Mecdi Boysan ile evlendi. Makbule Atadan’ın ağabeyi Atatürk ile ilgili anıları “Büyük Kardeşim Atatürk (1952)” ve “Ağabeyim Mustafa Kemal (1952)” adlarıyla yayımlandı. 1956 yılında 69 yaşında öldü.

ataturkün diktatörlük hakkında söyledikleri, sözleri, anıları

Atatürk dönemi, bütün dünyada bir diktatörlükler dönemidir.

Batılılar, kendi ülkelerinde bir diktatörlük altında yaşarken, devrim Türkiye’sinin kötü koşullarında, sadece kulluğa ve itaate koşullanmış bir toplumun, devrimci bir önderin arkasından koşmasına akıl erdirememişler, Kemalizmi, Faşizm ve Nazizme benzetmişlerdir.

Doğal olarak hem onlar,hem de içerdeki devrim karşıtı güçler Atatürk’e diktatör dediler. Aradan onca yıl geçti. Bugün de Atatürk’ü yüzeysel bir şekilde değerlendirip, onu diktatör olarak nitelendirenler bulunmaktadır.

Bilimsel olarak her olay, yerine, zamanına, koşullarına göre değerlendirilmezse varılan yargı yanlış olacaktır.Yanlış yargıların en çok görüldüğü bilim de tarih bilimidir.Geçmişe ilişkin verilerin yetersizliği bir yana, bazılarının sadece işine gelen verileri alması, bilimi önceden varsaydığı sonucu kanıtlamak için kullanması bunun nedenidir. Bilimi amaçlarına alet edenler hep görülmüştür.Atatürk karşıtları da ona bu yöntemle diktatör dediler… Dünya diktatörlerin yönetiminde inlerken, Atatürk için bulunan en önemli suçlama budur…

Şunları unutmamak gerek: (daha&helliip;)

Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına getirilmesinin ardından, 7 Kasım 1918′de bu komutanlığın kaldırılmasıyla 13 Kasım 1918′de İstanbul’a geri döndü. O günlerde Ateşkes şartları gereğince ordumuz dağıtılmış, silah ve cephanesi elinden alınmıştı. Tarihin en büyük devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu galip devletler tarafından paylaşılmaktaydı. Anadolu toprağı İngilizler, İtalyanlar, Fransızlar ve Yunanlılar tarafından işgal edilmişti. Çanakkale Savaşı’nda kahraman Türk Ordusu’nu geçemeyen düşman gemileri, Boğazlar’ı ve İstanbul’u işgal etmişlerdi. İstanbul Hükümeti tamamen İtilaf Devletleri’nin kontrolü altına girmişti. İtilaf Devletleri subay ve ajanları, Anadolu’nun hemen her yerinde azınlıkları kışkırtıyorlardı. Kısacası, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı topraklarında eşine daha önce rastlanmamış bir karışıklık hüküm sürüyordu.

Ülkenin içine düştüğü olumsuz şartlar, aslında Mustafa Kemal Paşa’nın daha önceden tahmin ettiği gelişmelerdi. Büyük Önder, 5 Kasım 1918′de orduların terhis edilmesi hakkında, Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya bir uyarı mahiyetindeki şu telgrafı çekmişti: (daha&helliip;)

Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Atadan’ın “Ağabeyim Mustafa Kemal” isimli anıları Selis Kitaplar’dan çıktı. Merhum Makbule Atadan’ın vefatından önce gazeteci Şemsi Belli’ye anlattığı anıları ilk kez 1959′da yayınlanmıştı. 1885′te Selanik’te doğan ve 1930′da Ağabeyinin emriyle Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’na giren Makbule Hanım, kısa süren siyaset hayatının ardından köşesine çekilmiş ve 1935′te Mecdi Boysan ile evlenmişti. 1956′da vefat eden Makbule Atadan, kitapta ağabeyinin farklı yönlerini anlatıyor.

Sekiz yıl sonra eve dönüş sevinci

Makbule Hanım ve annesi Zübeyde Hanım, Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Selanik’ten İstanbul’a gelerek Beşiktaş Akaretler’de bir eve yerleşirler. Bu dönemde çeşitli cephelerde savaşan Atatürk, Makbule Hanım’ın anlattığına göre tam sekiz yıl evinden uzak kalmış. Makbule Hanım, (daha&helliip;)

Çok sevdiğimiz, izlemeye doyamadığımız bir reklam var bugünlerde; Atatürk’lü İş bankası Reklamı. Atatürk’ün vizyonu, olaylara bakışı çok güzel aktarılmış. Hedeflerimize ulaşmamız için verilen açık öğüt bin tane SIR kitabına bedel.

Önümüzdeki öğretmenler günü vesilesi ve reklamın da etkisiyle Başöğretmenimizin çocuklarla ilişkisi ile ilgili bir anısını yayınlamak istedik.

Hayatımızın şekillenmesinde ailemiz kadar payları var öğretmenlerimizin özellikle de ilkokul öğretmenlerimizin. Ben ilkokul öğretmenini her zaman sevgi ve minnettarlıkla hatırlayan şanslı gruptanım.

Atatürk’ün çocuklarla ilgili anısını ararken de O’nun bizlere aldırmış olduğu yıllardır kullandığım kaynaktan faydalandım. 80′lerin başında aldığım Avni Altıner tarafından hazırlanmış “Her Yönüyle Atatürk? kitabı. Atatürk’e ait anılar açısından bence mükemmel bir kaynak ama sanırım yeni basımı yok. (daha&helliip;)

Ben her seyden önce bir Türk milliyetcisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim.

Türk birliğinin, bir gün hakikat olacagına inancım vardır.

Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyalari içinde kapayacağim.

Türk birligine inaniyorum, onu görüyorum.

Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır.

Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.

Türk’ün varlıgı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, günes ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.”
Atatürk

TÜRK KiMDiR?

–”Bu memleket, dünyanın beklemedıgı, (daha&helliip;)

Atatürk’ün öğrenim hayatı ile ilgili anıları,hayatı ve resimleri

ATATÜRK’ün HAYATI
Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. (daha&helliip;)