Atatürkçülüğün bir öğreti değil, Türkiye gerçeklerinden doğmuş düşünsel ve eylemsel bir akımdır. Atatürk ilkelerinin tümü her şeyden önce bu ülke halkının sorunlarına gerçekçi çözümler getirebilmek, çağdaşlaşma yönünde köklü değişiklikler yapabilmek amacıyla konulmuştur. Bundan ötürü de temel anlamıyla bir devrim sayılabilmektedir. Bu devrim, Türk tarihinin Türk toplumuna getirdiği kültürel birikimler içinde, üst yapıdan başlayarak alt yapıya doğru ilerleyen bir çağdaşlaşma devrimidir. Temel öğeler olarak bilimsel düşünceyi, akılcılığı, ulusal egemenliği, tam bağımsızlığı öngören özgürlükçü, halkçı, devletçi, ulusçu, cumhuriyetçi, devrimci ve laik bir atılımdır Atatürkçülük. Çoğulcu ve demokratik bir toplumsal yapıya dayanan çağdaş bir toplum yaratmak, Atatürkçülüğün başlıca ereğidir. Bundan dolayı Atatürk ilkeleri, Atatürk devrimleri ile eş anlama gelir.
Atatürkçülük, her türlü gericiliğe, tutuculuğa, bağnazlığa, yobazlığa ve boş inançlara kesinlikle karşıdır. Atatürkçülük baskı, korku ve bütün toptarıcı yönetimlere de kesinlikle karşıdır, insancıldır, özgürlükçüdür, ulusçudur, gerçekçidir. Devamını oku »
4
Mar
Ben Bir Türk’üm
“… ÇÜNKÜ OSMANLI’DA “TÜRK� YOKTU; TÜRKLER, GÜYA HIRİSTİYAN OSMANLILAR İLE EŞİT HAKLARA SAHİP “MÜSLİM� TEBAA İDİ.
ÖTE YANDAN, OSMANLI DEVLETİNİ TÜRKLER KURMUŞ OLDUĞU İÇİN, KISA BİR SÜREDE KOZMOPOLİTLEŞEREK KÖKÜNE YABANCILAŞAN BU DEVLETTE TÜRKLER KALKIP DA “BU DEVLET BİZİM DEVLETİMİZDİR� FİLAN DİYECEK OLURLARSA, DEVLETİN İNSAN UNSURUNU OLUŞTURAN ÖTEKİ ULUSLAR VE ETNİK GURUPLAR DA KENDİ DEVLETLERİNİ KURMAK AMACI İLE OSMANLI’DAN KOPACAKLARINDAN KORKULDUĞU İÇİN, TÜRKLERİN "TÜRK" OLARAK DEVLETE SAHİP ÇIKMALARI ENGELLENİRDİ. BUNA KARŞILIK, ÖTEKİ ULUS VE ETNİK GURUPLAR DEVLETTEN KOPMASIN DİYE, ONLARA TÜRKLERİN SIRTINDAN AYRICALIK ÜSTÜNE AYRICALIK TANINIRDI. SÖZ GELİMİ, ONLAR SICAK YUVALARINDA OTURUR VE ASKERLİK YÜKÜMLÜLÜĞÜNDEN BAĞIŞIK TUTULURKEN, DÖRT CEPHEDE BİRDEN SAVAŞMAK YALNIZ TÜRKLER İÇİNDİ. İŞTE OSMANLICILIK BU DURUMUN İDEOLOJİSİDİR.
BURADA SÖZÜ ZİYA GÖKALP’E BIRAKALIM:
“BU MİLLETİN YAKIN ZAMANA KADAR KENDİSİNE MAHSUS BİR ADI BİLE YOKTU. TANZİMATÇILAR ONA: “SEN YALNIZ OSMANLISIN. SAKIN BAŞKA MİLLETLERE BAKARAK SEN DE MİLLİ BİR AD İSTEME! MİLLİ BİR AD İSTEDİĞİN DAKİKADA OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN YIKILMASINA SEBEP OLURSUN� DEMİŞLERDİ. ZAVALLI TÜRK, VATANIMI KAYBEDERİM KORKUSU İLE, “VALLAHİ TÜRK DEĞİLİM� DEMEYE MECBUR EDİLMİŞTİ.� (TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI; 3. BASIM, VARLIK YYN., İSTANBUL, 1958, S. 34) Devamını oku »
TÜRKİYE'DE İDEOLOJİ KAVGALARINA YER YOKTUR…
Kaynak : Åžakir DOÄžAY / VARLIK-1938
Gazete ve ajans haberleri, ideoloji manisinin dünya yüzünde yaptığı korkunç ve tüyler ürpertici tahriplerini gözler önüne seriyor. İspanya'da aynı ırktan ve aynı kandan kardeş insanlar, öldüresiye boğuşmakta, masum çocuk ve kadınların kanı seller gibi akmaktadır. Demokrasi ifratının kendisini sürüklediği uçuruma yuvarlanmamak için çırpınan Fransa'ya bakınız : İdeolojik ihtiraslarla gözlerini kan bürümüş politikacıların yarattıkları bir nefret, kin ve korku havasıyla karşılaşacaksınız.
Türkiye, İstiklâl Harbi'nden beri baş döndürücü ilerlemesini, içte ve dışta kazandığı emniyet ve muvaffakiyetleri (başarı) millî birliğini en sağlam temeller üzerine kurmasına borçludur. Büyük ve dahi bir başın etrafında Türk Milleti bugün yekpare (bütün) ve tek idealli bir kitledir. Millî menfaatlerimizin gerektirdiği yolda, Türk Milleti bu millî birliğin samimi ve sıcak havası içinde yarına doğru en büyük bir itimatla yürüyor. Devamını oku »
ATİLLA İLHAN'DAN GENÇLERE ÇAĞRI...
GENÇLER MÜDAFAA-İ HUKUK'TA BİRLEŞMELİ...
Türkiye'de Kemalizm mücadelesinin iki esası var. Bunlardan birincisi, Türk gençlerinin Kemalizmin ne olduğunu öğrenmesi lazım. Türkiye'de, en azından elli senedir, hatta belki daha uzun zamandan beri herkes "Atatürkçü" olduğu halde Kemalizmin eğitimi ve öğretimi yok.
Mustafa Kemal Paşa'nın, hareketin başından itibaren söylediklerini bile derli toplu vermemişler. Sadece Nutuk'tur ortada olan. Bir de Söylev ve Demeçleri diye üç ciltlik bir kitap. Daha önceleri Enver Ziya Karal gibi bir takım hocaların yaptıkları derlemeler vardır Mustafa Kemal Paşa'dan. Onları bir okusanız, onlarda bile Mustafa Kemal Paşa'nın ne yapmak istediği iyi kötü anlatılmıştır, İsmet Paşaya rağmen.
Çünkü İsmet Paşa başımızdaydı o dönem. Yine de Enver Bey'in kitabından, hareketin nasıl bir halk hareketi olduğu, nasıl bir mazlum millet hareketi olduğunu cümlelerin içinden, arasından anlıyorsun. Ben bunu 1957'de okudum. Daha o zaman uyandım.
Gençler oturacak kafayı yoracaklar, o günkü şartları inceleyecekler, o şartlar içerisinde Mustafa Kemal Paşa'nın koyduğu tavırlara bakacaklar, görüşleri, belgeleri nasıl kullandığına bakacaklar ve oradan da bir sonuç çıkaracaklar. Bir kere bunu öğrenelim.
Peki bu öğrenme nasıl olacak? Bu öğrenme bugün Türkiye'de geçerli olan eğitim ve öğretim sistemiyle mümkün değil. Çünkü eğitim ve öğretim işleri, yani bugün geçerli olan sistem Mustafa Kemal Paşa'nın Türkiye'de 'İnkılap Kanunu' diye getirdiği Tevhid-i Tedrisat'ın delinmesi ile oluşmuştur. Tevhid-i Tedrisat ne istiyor ise aksi yapılıyor. Ve böyle bir sistemin içinde gençlerin Gazi'yi öğrenmesi mümkün değil. Öğrenmemesi için de elden gelen her şey yapılıyor zaten. Çünkü Gazi'yi öğrenirse, 'Ya siz ne yapıyorsunuz' diyecek. Devamını oku »
4
Mar
ATATÜRKÇÜLERE
Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil;
Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar!
Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden
Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar!
İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan
Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar!
Toplandık mı başbaşa, verdik mi el ele biz
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar!
Devamını oku »
25
Åžub
Hala Atatürk’çüyüm
Hala Atatürk'çüyüm
Vatanın satılmasına tepki göstermiyorsam
Atatürk'ün mirasına sahip çıkamıyorsam
Onca şehit verdiğim Kıbrıs'ı elden çıkartabiliyorsam
Hala küçük yaştaki kızları
Para karşılığında kuma veriyor, okutmuyorsam
Memleketimde hala sokak çocukları varsa
Onları dilendiriyor,
Kötü emellerime alet ediyor,
Kadınlarımı aşağılıyor, onurlandırmıyorsam
El uzaya gidip keşifler yaparken Devamını oku »