28
Şub

Çanakkale Gelibolu

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Çanakkale Gelibolu, Şehit dolu sağı solu, Dört kıtaya nam salmıştır, Türkün yiğit öncü kolu. Çanakkale Çanakkale, Şanla Dolu Çanakkale, Bütün Dünya' ya nam Saldın, Atatürk'le Çanakkale. Toprağında kan bulursun, Gezip görüp can bulursun, Dört dünyaya nam saldılar, Şehit gazi selam olsun. Devamını oku »
28
Şub

Çanakkale Şehit’lerin Kucağı

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Çanakkale şehitlerin kucağı, Hak yoluna şehadetin ocağı, Cennet bahçesinin tatlı sıcağı, Çanakkale kan kaynıyor toprağın. Çanakkale düşmanını boğuyor, Mehmet'lerim size Hilal doğuyor, Farkedermi dense hava soğuyor, Çanakkale kan kokuyor toprağın. Yetmişinde Veli dayı tığ gibi, Yüklenince düşmanlara çığ gibi, Boyladılar boğazların sığ dibi, Yutuverdi Çanakkale boğazı. Devamını oku »
28
Şub

Çanakkale destanı

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Kahraman Türk Ordusuna,Çanakkale Şehit ve Gazilerine ithaf olunur. Batının melek yüzlü şeytanları, Yazdırmak için çanakkale destanları, Toplandılar masaya,başta papazları, Kan damlıyan dudaklarında salyaları. Anadolu parçalanıp yenilecek pasta, İstanbul'da yönetim ölümcül hasta. Kan kokusuna iştahlar kabardı, Gayri vampirleri kim tutardı. Yurdumu,sevdamı yatırdılar masaya, Çıktı vampirlerin dişleri ortaya. İngiliz,Fransız saldırdı bogazıma, Saplayıp dişlerini geçecek beynime. Devamını oku »
28
Şub

Çanakkale Destan Çanakkale İnsan

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

I Hangi çılgın bu savaşın kurduysa kurgusunu; Düşünmeliydi yok oluşun kaçınılmaz sonucunu. Kolay değil inip gemilerden çıkmak tepeleri Kim gelirse bir daha; çok ağır öder bedelini… Bir şafaktan kalma sarı saçlı çocuklar; Şimdi yatıyor Anzak Koyu’nun mavi sularında, Tarih nasıl yazılırmış öğrendiler; Çanakkale topraklarında… Yenilmiş; başları önde dönerken ülkelerine; Ulus olma bilincini verdik; Katık etsinler diye geleceklerine… Devamını oku »
28
Şub

KIMI SEVSEM SENSIN

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarim bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor Devamını oku »
28
Şub

Yağmur Kaçağı

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni geceleri bir çarpıntı duyarsan telaş telaş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu'ndan geçiyorum akşamsa eylül'se ıslanmışsam beni görsen belki anlayamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yanlızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni
28
Şub

Çanakkale Şehitlerine

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Devamını oku »