Çanakkale Gelibolu,
Şehit dolu sağı solu,
Dört kıtaya nam salmıştır,
Türkün yiğit öncü kolu.
Çanakkale Çanakkale,
Şanla Dolu Çanakkale,
Bütün Dünya' ya nam Saldın,
Atatürk'le Çanakkale.
Toprağında kan bulursun,
Gezip görüp can bulursun,
Dört dünyaya nam saldılar,
Şehit gazi selam olsun.
Devamını oku »
Çanakkale şehitlerin kucağı,
Hak yoluna şehadetin ocağı,
Cennet bahçesinin tatlı sıcağı,
Çanakkale kan kaynıyor toprağın.
Çanakkale düşmanını boğuyor,
Mehmet'lerim size Hilal doğuyor,
Farkedermi dense hava soğuyor,
Çanakkale kan kokuyor toprağın.
Yetmişinde Veli dayı tığ gibi,
Yüklenince düşmanlara çığ gibi,
Boyladılar boğazların sığ dibi,
Yutuverdi Çanakkale boğazı.
Devamını oku »
Kahraman Türk Ordusuna,Çanakkale Şehit ve Gazilerine ithaf olunur.
Batının melek yüzlü şeytanları,
Yazdırmak için çanakkale destanları,
Toplandılar masaya,başta papazları,
Kan damlıyan dudaklarında salyaları.
Anadolu parçalanıp yenilecek pasta,
İstanbul'da yönetim ölümcül hasta.
Kan kokusuna iştahlar kabardı,
Gayri vampirleri kim tutardı.
Yurdumu,sevdamı yatırdılar masaya,
Çıktı vampirlerin dişleri ortaya.
İngiliz,Fransız saldırdı bogazıma,
Saplayıp dişlerini geçecek beynime.
Devamını oku »
I
Hangi çılgın bu savaşın kurduysa kurgusunu;
Düşünmeliydi yok oluşun kaçınılmaz sonucunu.
Kolay değil inip gemilerden çıkmak tepeleri
Kim gelirse bir daha; çok ağır öder bedelini…
Bir şafaktan kalma sarı saçlı çocuklar;
Şimdi yatıyor Anzak Koyu’nun mavi sularında,
Tarih nasıl yazılırmış öğrendiler;
Çanakkale topraklarında…
Yenilmiş; başları önde dönerken ülkelerine;
Ulus olma bilincini verdik;
Katık etsinler diye geleceklerine…
Devamını oku »
kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarim bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
Devamını oku »
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yanlızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Devamını oku »