ataturkün diktatörlük hakkında söyledikleri, sözleri, anıları
Atatürk dönemi, bütün dünyada bir diktatörlükler dönemidir.
Batılılar, kendi ülkelerinde bir diktatörlük altında yaşarken, devrim Türkiye’sinin kötü koşullarında, sadece kulluğa ve itaate koşullanmış bir toplumun, devrimci bir önderin arkasından koşmasına akıl erdirememişler, Kemalizmi, Faşizm ve Nazizme benzetmişlerdir.
Doğal olarak hem onlar,hem de içerdeki devrim karşıtı güçler Atatürk’e diktatör dediler. Aradan onca yıl geçti. Bugün de Atatürk’ü yüzeysel bir şekilde değerlendirip, onu diktatör olarak nitelendirenler bulunmaktadır.
Bilimsel olarak her olay, yerine, zamanına, koÅŸullarına göre deÄŸerlendirilmezse varılan yargı yanlış olacaktır.Yanlış yargıların en çok görüldüğü bilim de tarih bilimidir.GeçmiÅŸe iliÅŸkin verilerin yetersizliÄŸi bir yana, bazılarının sadece iÅŸine gelen verileri alması, bilimi önceden varsaydığı sonucu kanıtlamak için kullanması bunun nedenidir. Bilimi amaçlarına alet edenler hep görülmüştür.Atatürk karşıtları da ona bu yöntemle diktatör dediler… Dünya diktatörlerin yönetiminde inlerken, Atatürk için bulunan en önemli suçlama budur…
Şunları unutmamak gerek: Devamını oku »
Mustafa Kemal PaÅŸa, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına getirilmesinin ardından, 7 Kasım 1918′de bu komutanlığın kaldırılmasıyla 13 Kasım 1918′de İstanbul’a geri döndü. O günlerde AteÅŸkes ÅŸartları gereÄŸince ordumuz dağıtılmış, silah ve cephanesi elinden alınmıştı. Tarihin en büyük devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluÄŸu galip devletler tarafından paylaşılmaktaydı. Anadolu toprağı İngilizler, İtalyanlar, Fransızlar ve Yunanlılar tarafından iÅŸgal edilmiÅŸti. Çanakkale Savaşı’nda kahraman Türk Ordusu’nu geçemeyen düşman gemileri, BoÄŸazlar’ı ve İstanbul’u iÅŸgal etmiÅŸlerdi. İstanbul Hükümeti tamamen İtilaf Devletleri’nin kontrolü altına girmiÅŸti. İtilaf Devletleri subay ve ajanları, Anadolu’nun hemen her yerinde azınlıkları kışkırtıyorlardı. Kısacası, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı topraklarında eÅŸine daha önce rastlanmamış bir karışıklık hüküm sürüyordu.
Ülkenin içine düştüğü olumsuz ÅŸartlar, aslında Mustafa Kemal PaÅŸa’nın daha önceden tahmin ettiÄŸi geliÅŸmelerdi. Büyük Önder, 5 Kasım 1918′de orduların terhis edilmesi hakkında, Sadrazam Ahmet İzzet PaÅŸa’ya bir uyarı mahiyetindeki ÅŸu telgrafı çekmiÅŸti: Devamını oku »

Çok sevdiğimiz, izlemeye doyamadığımız bir reklam var bugünlerde; Atatürk’lü İş bankası Reklamı. Atatürk’ün vizyonu, olaylara bakışı çok güzel aktarılmış. Hedeflerimize ulaşmamız için verilen açık öğüt bin tane SIR kitabına bedel.
Önümüzdeki öğretmenler günü vesilesi ve reklamın da etkisiyle Başöğretmenimizin çocuklarla ilişkisi ile ilgili bir anısını yayınlamak istedik.
Hayatımızın şekillenmesinde ailemiz kadar payları var öğretmenlerimizin özellikle de ilkokul öğretmenlerimizin. Ben ilkokul öğretmenini her zaman sevgi ve minnettarlıkla hatırlayan şanslı gruptanım.
Atatürk’ün çocuklarla ilgili anısını ararken de O’nun bizlere aldırmış olduğu yıllardır kullandığım kaynaktan faydalandım. 80′lerin başında aldığım Avni Altıner tarafından hazırlanmış “Her Yönüyle Atatürk� kitabı. Atatürk’e ait anılar açısından bence mükemmel bir kaynak ama sanırım yeni basımı yok. Devamını oku »
Ben her seyden önce bir Türk milliyetcisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim.
Türk birliğinin, bir gün hakikat olacagına inancım vardır.
Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyalari içinde kapayacağim.
Türk birligine inaniyorum, onu görüyorum.
Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır.
Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.
Türk’ün varlıgı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, günes ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.”
Atatürk
TÜRK KiMDiR?
–”Bu memleket, dünyanın beklemedıgı, Devamını oku »
anıları,yılları çocukluk atatürk
Küçük Mustafa, Åžemsi Efendi İlkokulu’ndan sonra bir süre Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne devam etti ise de Kaymak Hafız adlı Arapça öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve Askerî rüştiyeye giden bir komÅŸu çocuÄŸunun giyimini ve genel olarak subayların kılığını pek beÄŸenen küçük Mustafa, askerî rüştiiyeye girmek ister; askerlikten ürken annesi ise bunu istemez, ancak Mustafa bir akrabasının delaletiyle okulun kabul zamanında askerî rüştiyeye gidip imtihan verir ve okula alınır (1893). Böylelikle annesine karşı bir olup-bitti yapmış ve kendisine en uygun gelecek yola girmiÅŸ bulunur. Yazları, dayısı Hüseyin Efendi’nin yanına gider, okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa bu okulu gerçekten sevmiÅŸti. ArkadaÅŸları arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa zamanda kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı; öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaÅŸ muamelesi yapma gereÄŸini hissetmiÅŸlerdi.
Bu okulda matematik öğretmenliÄŸi yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diÄŸer Mustafa’larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna “Kemal” ismini ilâve etti. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuÅŸtu.
2.Mustafa, annesi ve kız kardeşi ile birlikte dayısının çiftliğine gitti. Akşamüstü çiftliğe vardıklarında dayısı onları çok candan bir şekilde karşıladı. Hal-hatır sormalardan, iltifatlardan sonra akşam yemeği yendi. Yemekten sonra bir saat kadar daha sohbet edildi ve ardından geceyi geçirmek üzere odalarına çekildiler. Devamını oku »
atatürkün gerçek okul yılları bilgileri askeri okul yılları
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ
ASKERİ ÖĞRENCİ
MUSTAFA KEMAL’İN NOTLARI
(ARŞİV BELGELERİNİN IŞIĞINDA)
Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER
ANKARA, 2000
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER …………………………………… 02
ÖNSÖZ ………………………………………….. ….. 03
I. GİRİŞ ………………………………………….. .. 04 Devamını oku »