Atatürk
18
Haz

Atatürkün Resimleri (ilginç)

   Yazan: editor   Kategori KategorilenmemiÅŸ

atatürkün resimleri ve lider görünümü

Emir Kıvırcık, Behiç Erkin’in günlüklerinden yola çıkarak yazdığı yeni kitabı ”Cepheye Giden Yol”u, CNN Türk’e anlattı.

- İlk kitabınız Büyükelçi dedeniz Behiç Erkin’in 2. Dünya Savaşı sırasındaki anılarından, Paristeki büyükelçilik yıllarından kesitler sunuyordu.

Cepheye Giden Yol’da ise Kurtuluş Savaşı anıları var. Bunları Behiç Bey’in günlüklerinden yola çıkarak yazdınız. Dedenizin anılarından yola çıkarak kitap yazma fikri nasıl oluştu, bu kitapları neden siz yazmayı tercih ettiniz? Günlükleri bir tarihçinin dikkatine de sunabilirdiniz.

Toplumumuzun yapısının son 20 senede çok bozulması, magazin ağırlıklı boş bir gençliğin yetişiyor olması, Milli Mücadele ruhunun günden güne yok olması Cepheye Giden Yol kitabını, yani Dedem Behiç Bey’in hayatını yazmaya yöneltti beni.
Devamını oku »

ÜsteÄŸmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, ” Nerelisin? ” gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı … Yanına çağırdı ve merakla sordu: ” Adın ne senin evladım ? ” “Ali, komutanım.” “Nerelisin?” ” Tokatlıyım, komutanım, Tokat’ın Zile kazasındanım …” “Peki evladım, bu kafanın hali ne? Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle? ” ” Cepheye gelmeden önce, anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum.”

“Peki” dedi üsteÄŸmen. “Gidebilirsin Kınalı Ali.” O günden sonra Ali’nin adı,” Kınalı Ali” oldu. Cephede tüm arkadaÅŸları Kınalı Ali demekle yetinmiyor, saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaÅŸlarına karşı sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı. Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaÅŸlarından yardım istedi. “Anama, babama burada iyi olduÄŸumu bildirmek istiyorum. Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?”

Biri deÄŸil, birçok arkadaşı yardıma geldi. “Sen söyle, biz yazalım ” dediler. Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diÄŸeri de söylenenlerin doÄŸru yazılıp yazılmadığını denetliyordu. Devamını oku »

Fidel Castro, dünya kamuoyunun yakından tanıdığı en eski ve uzun yıllardır yönetimde olan Küba devlet başkanıdır.

Türkiye sol hareketi Castro ve Guevera’yı 68’li yıllarda tanıdı. Castro
ülkesinin ABD’ye karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinin önderidir.

Castro, ABD’ye ve yerli işbirlikçilerine karşı verdiği mücadeleyi bir genç
Küba’lı avukat olarak; “Tarih Beni Berat Ettirecektir� adlı kitabında
detaylı olarak anlatıyor.

Yine, “Havana Duruşması� adlı tiyatro oyunu, Castro ve Che Guavera’nın ABD Emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerine karşı ABD’nin “Domuzlar Çıkarması� ve sonuçlarını izleyicilerine lirik bir dille anlatan bir oyundur.

Fidel Casto, doğrusu ile yanlışı ile 40 yılı aşkın bir zamandır Küba devlet
başkanıdır.
Devamını oku »

YIL 1934, O DÖNEMDE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIÄžI ULUS’TADIR. BAKAN
İSE NİĞDELİ ABİDİN ÖZMEN’DİR. BAKAN, MAKAMINDA ÇALIÅžMAKTADIR.
KAPI ÇALINIR. BAKANIN GÜR SESİ “GİRİNİZ”, ATATÜRK’ÜN YAVERLERİNDEN
BİRİ, YANINDA İKİ ÇOCUKLA MAKAMA GİRERLER.

HOÅžBEÅžTEN SONRA YAVER BEY, BAKAN ABİDİN ÖZMEN’E BİR ZARF UZATIR.
KONUKLARA YER GÖSTERİR VE ZARFI AÇAR. ATATÜRK’TEN GELEN BİR
MEKTUPTUR BU : “BAY ABİDİN ÖZMEN, MİLLİ EĞİTİM BAKANI….” ABİDİN
ÖZMEN ZARFI ÖZENLE AÇAR VE MEKTUBU DİKKATLE OKUR : “YAVER BEY’LE,
SİZE İKİ FAKİR VE KİMSESİZ ÇOCUK GÖNDERİYORUM. BU ÇOCUKLARI, UYGUN
GÖRECEĞİNİZ, BİR LİSEYE (PARASIZ YATILI OLARAK) KAYDINI YAPTIRIP…”

BU ATATÜRK’ÜN BİR EMRİDİR. KESİNLİKLE YERİNE GETİRİLECEKTİR. BAKAN
ABİDİN ÖZMEN, ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRÜ’NÜ ÇAÄžIRTIR VE ÅžU DİREKTİFİ
VERİR: “YAVER BEY’İN YANINDAKİ BU İKİ ÇOCUÄžUN EVRAKLARINI ALINIZ VE
BU ÇOCUKLARI H.P.LİSESİ’NE PARALI YATILI OLARAK KAYDINI YAPTIRIP, Devamını oku »

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ İnsanın yaşamdaki ilk yardımcıları anne, abla,ağabey,nine ve dedesidir. Büyüyüp gelişen çocuk bilgilenme sürecine girer. Bu nedenle aile içi eğitim ve öğretim yetersiz kalır. Çocuğun bu döneminde ihtiyaç duyduğu bilgileri, ancak okulda öğretmen klavuzluğuda sistemli bir eğitimle olacağı ve yönlendirileceği somut olarak ortaya çıkmıştır.Okulun ve öğretmenin devreye girmesiyle ailenin de bu konuda sorunu çözülür. Bir ulusun çağdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; eğitim ve öğretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Eğitim sorunlarını çözen uluslar; kültür, sanat, bilim, teknoloji, sosyo-ekonomik alanında da kalkınmış ve ilerlemiştir. Eğitime gereken önem ve ilgiyi göstermeyen uluslar, başka ulusların kölesi olmaya mahkumdurlar. Kalkınmanın temel şartı eğitim ve öğretimdir. Öğretmen; insanları eğitmeyi ve öğretmeyi meslek edinen, eğitim kurumlarında çocuk ve gençlerin eğitim öğretimlerine rehberlik eden, yön veren ve yaşam hazırlayan kimsedir. Öğretmenler gününün amacı öğretmenin toplumdaki yeri ve rolü önemi ve değeri nedir, sorunlarını belirlemek ve öğretmeni olması gerekli yüce oruna oturtmaktır. Öğretmenlerin kendi aralarında bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin kutsal bilincine varmalarını sağlamaktır. İşte, Öğretmenler Günü, bu fedakar öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür. Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Devamını oku »

ATATÜRK’ÜN KİŞİLİĞİ VE ÖZELLİKLERİ Mustafa Kemal vatanına ve ulusuna çok yüce duygularla bağlıydı. Yüreği, uğrunda canını seve seve vereceği vatanına duyduğu sevgi ile doluydu. ‘’ Vatanın her karış toprağı kanlarımızla sulanmadıkça, hiçbir düşman ayağını bastırmayacağız.’’ diyen Atatürk, vatan savunmasını her şeyin üstünde tutmuştur. Kurtuluş Savaşı’nı kazandıran da Mustafa Kemal’in bu engin vatan sevgisi ve milletine olan büyük inancı olmuştur. O, ‘’ Yurt toprağı ! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini sonsuza kadar yaşatmak için feyizli kalacaksın ! ‘’ diyerek, vatan toprağının kutsallığını açıklamıştır. O, vatanı ve milleti için yaptığı şeyleri asla yeterli görmeyen bir ruh yüceliğine sahiptir. Onun, millet sevgisi de tutku derecesinde idi. ‘’ Hiçbir sevgi bunun üzerinde olamaz. Hiçbir sevgi uğruna millet sevgisi feda edilemez. ‘’ derdi. ‘’ İnsanların başta gelen görevi de milletine hizmet etmek olmalıdır. ‘’ fikrini savunurdu. Türk olmaktan da gurur duyardı. Kendi büyüklüğü ile değil, milletinin büyüklüğü ile övünürdü. Milleti için yaptığı şeyleri asla yeterli görmeyen bir ruh yüceliğine sahipti. Atatürk, ölümünden önce sahip olduğu çiftliklerini devlet hazinesine bağışlaması dolayısı ile, Millet Meclisinin teşekkür bildirisine karşı verdiği yanıtta Devamını oku »

26
May

Cumhuriyet Bayramı ve Şiirler

   Yazan: editor   Kategori Karışık Bilgiler

CUMHURİYET BAYRAMI ( 28 - 29 Ekim ) 29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiÄŸi gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coÅŸkun törenlerle kutlarız. Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluÄŸu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299′da Söğüt ‘de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padiÅŸah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padiÅŸah yönetti. Son padiÅŸah Sultan Vahdettin’dir. Eskiden ülkelerde tek kiÅŸi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kiÅŸilere padiÅŸah, ÅŸah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoÄŸu zaman babadan oÄŸula geçerdi. OÄŸulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kiÅŸinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız ÅŸartsız tek bir kiÅŸidedir. Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padiÅŸaha, ÅŸaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padiÅŸah, ÅŸah, kral tarafından benimsendiÄŸinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine MeÅŸrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meÅŸrutiyet ilan edildi. ÜLKEMİZDE CUMHURİYETİN KURULUÅžU Osmanlı İmparatorluÄŸu’nda, ikinci MeÅŸrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı baÅŸladı. Devamını oku »

Mustafa Kemal Atatürk,1881 yılında Selânik’te doÄŸdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Ali Rıza Efendi Selânik yerlilerindendi. Uzak dedeleri Vidin’den ayrılarak Serez’de yerleÅŸmiÅŸler, oradan da Selânik’e gelmiÅŸlerdi. A1i Rıza Efendi, hayatının ilk devirlerinde gümrük memurluÄŸu yapmış, daha sonraları memuriyeti terkederek kereste ticareti ile meÅŸgul olmuÅŸtu. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım da Selânik yakınlannda Langaza adı verilen kasabada yerleÅŸmiÅŸ eski bir Türk ailesine mensuptu. Bu aile, soy olarak Anadolu’dan Rumeli’ye geçmiÅŸ yörüklerdendi ve ‘Varyemez oÄŸulları’ olarak tanınıyorlardı. Bu ailenin Langaza’da büyük çiftlikleri vardı; tarım yanında hayvancılıkla meÅŸgul idiler. 1871 yılında Zübeyde Hanım ile evlenen Ali Rıza Efendi’nin henüz elli yaÅŸlarında iken 1888 yılında ölmesi üzerine, yedi-sekiz yaÅŸlarında yetim kalan küçük Mustafa’nın büyütülmesi ve yetiÅŸtirilmesi görevi, büyük Türk kadını Zübeyde Hanım’a düştü. Küçük Mustafa, ilk öğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde devam etti; fakat çok geçmeden babasının isteÄŸi ile Selânik’te çaÄŸdaÅŸ eÄŸitim Devamını oku »

26
May

Atatürkün çocukluk anıları kısa

   Yazan: editor   Kategori Anıları

Atatürk’ün kızkardeÅŸi Makbule Atadan’ın “AÄŸabeyim Mustafa Kemal” isimli anıları Selis Kitaplar’dan çıktı. Merhum Makbule Atadan’ın vefatından önce gazeteci Åžemsi Belli’ye anlattığı anıları ilk kez 1959′da yayınlanmıştı. 1885′te Selanik’te doÄŸan ve 1930′da AÄŸabeyinin emriyle Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’na giren Makbule Hanım, kısa süren siyaset hayatının ardından köşesine çekilmiÅŸ ve 1935′te Mecdi Boysan ile evlenmiÅŸti. 1956′da vefat eden Makbule Atadan, kitapta aÄŸabeyinin farklı yönlerini anlatıyor.

Sekiz yıl sonra eve dönüş sevinci

Makbule Hanım ve annesi Zübeyde Hanım, Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Selanik’ten İstanbul’a gelerek BeÅŸiktaÅŸ Akaretler’de bir eve yerleÅŸirler. Bu dönemde çeÅŸitli cephelerde savaÅŸan Atatürk, Makbule Hanım’ın anlattığına göre tam sekiz yıl evinden uzak kalmış. Makbule Hanım, AÄŸabeyinin Devamını oku »