0 Ocak 1921′de, TBMM tarafından kabul edilen ilk Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu), TBMM’nin dokuz aylık çalışmasından ve uzun görüşmelerden sonra kabul edilmiştir. Bu Anayasa, dağılan ve yok olan Osmanlı İmparatorluğu yerine yeni bir devletin kuruluşunu hukuki yönden belirten ve varlığını sağlayan bir eserdir. Yeni Anayasa aynı zamanda milli egemenliği hakim kılan ve vatanın kaderine milli egemenliğin temsilcisi Büyük Millet Meclisi’nin el koymasını mümkün kılan ve onun meşruluğunu da tanıtan, hukuki ve siyasi değeri olan bir belgedir.
20 Ocak 1921′de kabul edilen Anayasa, 23 asıl, bir de ayrı madde halinde iki kısım olarak düzenlenmiştir. Genel esasları kapsamaktadır. Anayasanın kısa oluşu, o devrin özelliğinden ileri gelmekteydi. Sadece olağanüstü şartları ve acil ihtiyaçları karşılamak için, kısa ve özel bir anayasa hazırlanmıştı. 20 Ocak 1921 Anayasası bir geçiş dönemi anayasası olarak, Milli Mücadelenin çok dinamik olağanüstü şartlarına uymakta ve demokratik niteliğinin yanı sıra ihtilalci karakterini de korumaktaydı. Anayasanın ruhunda ve mantığında kuvvetler birliği sistemi hakimdi. Milli iradeyi millet namına temsil eden tek yetkili organın, Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu belirtmektedir. Başkansız bir Cumhuriyet kuran bu Anayasa ile milli irade Meclis tarafından tescil edilmekte ve yürütülmekte, böylece kuvvetler birliği esası, kuvvetlerin şuurlu bir merkezde toplanmasını ve tek bir iradeye bağlanmasını da şart kılınmaktadır.

22
May

Atatürk zamanında halk evleri

   Yazan: editor   Kategori Karışık Bilgiler

Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (CHP)’nın 10-18-Mayıs-1931 tarihleri arasında toplanan 3. Kurultayında, Türk Ocakları’nın işlevini tamamladığı için kapatılarak yerine, Halkevlerinin açılması kararlaştırıldı. Halkevlerinin başlıca amaçları; Türk milletini yeni ülküler etrafında toplamak, halk arasında kültür ve düşünce birliğini sağlamak, Atatürk devrimlerinin benimsenmesini gerçekleştirmek, Cumhuriyetin kültür atılımını yapmak, kır-kent ve köylü-aydın ikiliğini ortadan kaldırmak olarak özetlenebilir. 19 Şubat 1932′de ilk Halkevi Ankara’da açıldı. 1931-1952 yılları arasında 478 Halkevi (biri Londra’da) 4322 Halkodası açıldı. CHP’nin desteğinde örgütlenen Halkevlerinin çalışmaları, dokuz şube halinde düzenlendi: Dil-Edebiyat, güzel sanatlar, temsil, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kursları, kütüphane ve yayın, köycülük, tarih ve müze. Halkevleri 1952′de kapatılıp, 1960′ta tekrar açıldı.

22
May

Atatürk ve Diktatörlük

   Yazan: editor   Kategori Sözleri

ataturkün diktatörlük hakkında söyledikleri, sözleri, anıları

Atatürk dönemi, bütün dünyada bir diktatörlükler dönemidir.

Batılılar, kendi ülkelerinde bir diktatörlük altında yaşarken, devrim Türkiye’sinin kötü koşullarında, sadece kulluğa ve itaate koşullanmış bir toplumun, devrimci bir önderin arkasından koşmasına akıl erdirememişler, Kemalizmi, Faşizm ve Nazizme benzetmişlerdir.

Doğal olarak hem onlar,hem de içerdeki devrim karşıtı güçler Atatürk’e diktatör dediler. Aradan onca yıl geçti. Bugün de Atatürk’ü yüzeysel bir şekilde değerlendirip, onu diktatör olarak nitelendirenler bulunmaktadır.

Bilimsel olarak her olay, yerine, zamanına, koşullarına göre değerlendirilmezse varılan yargı yanlış olacaktır.Yanlış yargıların en çok görüldüğü bilim de tarih bilimidir.Geçmişe ilişkin verilerin yetersizliği bir yana, bazılarının sadece işine gelen verileri alması, bilimi önceden varsaydığı sonucu kanıtlamak için kullanması bunun nedenidir. Bilimi amaçlarına alet edenler hep görülmüştür.Atatürk karşıtları da ona bu yöntemle diktatör dediler… Dünya diktatörlerin yönetiminde inlerken, Atatürk için bulunan en önemli suçlama budur…

Şunları unutmamak gerek: Devamını oku »

22
May

Cumhuriyet Dönemi’nde Dış Siyaset

   Yazan: editor   Kategori Atatürk Hakkında

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasıyla, devlet olmanın temel özelliklerinden biri olan, devletlerarası ilişkiler dönemi başlar. 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması sonrası antlaşma sağlanamayan ve ilerde çözülmek üzere aksayan yönlerin düzeltilmesi için bir dizi çalışmalar yapılır.
Başlıcaları;

Musul Sorunu
Mondros Mütarekesi gereğince savaşan birliklerin bulundukları yerlerde kalması hükmüne İngiliz birlikleri uymayarak ve mütareke kararlarını hiçe sayarak haksız bir şekilde Musul’u işgal ederler. İşgal sonrası Musul’da yaşayan taraflar dahi Ankara Hükümeti’ne destek vererek tutumlarını belirtmişlerdir.8
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk 1920 tarihli Musul meselesi hakkında Meclis’te yapmış olduğu yukarıdaki konuşmayla konunun önemini şöyle belirtmiştir:

“Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, İskenderun’un cenubundan geçer, şarka doğru uzanarak Musul’u, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!” Devamını oku »

22
May

İzmir İktisat Kongresi

   Yazan: editor   Kategori Karışık Bilgiler

Atatürk’ün büyük önem verdiği İzmir İktisat Kongresi, 1135 delege ile 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında toplandı. İzmir İktisat Kongresi’nde Yeni Türkiye’nin ekonomik sorunları tartışıldı ve çözüm önerileri gözden geçirildi. Ayrıca, Lozan’da devam edilmesi istenen kapitülasyonların ve diğer ayrıcalıkların kabul edilemeyeceği dile getirildi. Bu kritik devrede, ekonomik sorunları düzenlemek için kararlar alan İzmir İktisat Kongresi’nin başlıca amacı, savaşlardan yorgun çıkan halka ve ekonomiye yön verilmesi ve yurdun kalkınması için yapılması gerekenlerin belirlenmesiydi. Bu kongrenin sonunda, oybirliği ile Misak-ı İktisadi kabul edildi; Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda modern ve kalkınmış bir Türkiye için canla başla çalışmaya başlandı. Kongrede ;

• Hammaddesi yurt içinde olan endüstri kollarının kurulmasına,
• Özel girişimcilerin desteklenmesine,
• Yatırımcılara kredi sağlayacak bankaların kurulmasına,
• Günlük tüketim mallarına öncelik verilmesine, Devamını oku »

22
May

Lozan Barış Konferansı

   Yazan: editor   Kategori Karışık Bilgiler

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce alınan bir kararla 1 Kasım 1922′de saltanat ile hilafet birbirinden ayrıldı ve saltanat kaldırıldı. Bundan böyle, Atatürk’ün ifadesiyle, “Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi olacaktı.” Bu önemli gelişmenin ardından 20 Kasım 1922′de Lozan Konferansı toplandı. Lozan’da yapılan sadece bir barış antlaşması değildi; burada Türk Milleti ile dönemin büyük devletleri arasında geçmişten gelen anlaşmazlıklar da bir karara bağlanacaktı. Birkaç ay sürecek olan görüşmelere TBMM’yi temsilen İsmet Paşa katılıyordu. En sonunda 24 Temmuz 1923′te imzalanan, bir önsöz, beş bölüm ve 143 maddeden oluşan antlaşma ile bağımsız Türk Devleti’nin varlığı bütün dünyaca onaylanmış oldu.

Bu antlaşmada yeni sınırlarımız şöyle belirlenmiştir: Güneyde Ankara Antlaşması’nda belirlenen sınırlar kabul edilmiş; fakat Irak sınırı sorunu çözülemeyip, 9 ay sonraya bırakılmıştır. Batı sınırı olarak Meriç Nehri kabul edilmiş; Karaağaç ve çevresi, Ege Denizi’nde Bozcaada ve İmroz Türkiye’ye bırakılmıştır. Yunanlıların elinde kalan Anadolu kıyısına yakın adalar ise, askersiz hale getirilmiştir. Devamını oku »

22
May

Büyük Taarruz

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Bu ağır yenilgiden sonra Yunanlılar, Afyon-Eskişehir hattına kadar geri çekildiler ve savunmaya geçtiler. Sahip oldukları bu geniş hatta üç kolorduları vardı ve buradan çıkacak olurlarsa savaşı kaybettiklerini kabul etmek zorunda kalacaklardı. Ama buna pek ihtimal vermiyorlardı. Çünkü Türk Ordusu’nun zaten yetersiz olan kaynaklarının iyice tükenmesi, kış mevsiminin olumsuzlukları gibi nedenlerin Türkleri kaçınılmaz bir yenilgiye mahkum edeceğini düşünüyorlardı. Bunun tarihi bir yanılgı olduğunu anlamaları ise çok uzun sürmedi.

Yunanlıların zannının aksine, Başkomutan Mustafa Kemal taarruz hazırlıklarını hızlandırmıştı. Düşmanları Türk topraklarından tamamen söküp atacak nihai saldırıya ilişkin planını büyük bir gizlilikle uyguluyordu. Ancak taarruzun zamanı ve yöntemine dair hiç kimseye bilgi vermiyordu. Onun bu bekleyişi muhalefeti kızdırmaya başlamış, daha neyin beklendiği konusunda tartışmalara yol açmıştı. Oysa Büyük Komutan bu sırada tüm imkanları biraraya getirmek için çaba gösteriyordu. Sonunda 27 Temmuz gecesi Akşehir’e çağırdığı ordu komutanlarına planını açıkladı; 6 Ağustos 1922′de ise taarruza hazırlık emrini verdi. Kalan imkanlar dahilinde bütün ülke seferber olmasına rağmen Yunanlılar her bakımdan üstündüler. Bir konu hariç; Türk’ün sahip olduğu yüksek manevi güç… Devamını oku »

22
May

Sakarya Meydan Savaşı

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Mustafa Kemal’in Polatlı’daki karargaha ulaştığı 1921 Ağustosu’nun ortalarında, Yunanlılar, Sakarya’ya doğru harekete geçtiler; hedefleri Ankara’yı ele geçirmekti. Geçtikleri yerdeki birçok şehir ve kasabayı işgal ederek sonunda Sakarya’ya Türk Ordusu’nun karşısına gelmişlerdi. Bu savaşta, İngilizler tarafından her bakımdan desteklenen Yunanlılara karşı, ayağında çarık bile olmayan askerlerin, çağdaş silahlardan yoksun Türk Halkı’nın, sırtında bebeğini taşıyan kahraman Türk kadınlarının verdiği mücadele söz konusuydu.

23 Ağustos 1921′de Yunan Ordusu’nun taarruzu ile Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Savaş çok çetin geçiyor, Türk askeri görülmemiş bir başarı sergiliyordu. Kimi zaman top sesleri Ankara’dan bile duyuluyor, buna karşılık düşman kuvvetleri ağır kayıplar verdirilerek durduruluyordu. Türk kuvvetleri her noktada inancını bir an olsun kaybetmeden azimle mevzilerini koruyor, ne pahasına olursa olsun düşmanın ilerlemesini engelliyorlardı. Başkomutan’ın bu savaştaki stratejisini yansıtan şu sözler oldukça manidardır: Devamını oku »

22
May

Başkomutan Mustafa Kemal

   Yazan: editor   Kategori Atatürk Hakkında

Zafer inancıyla cepheden cepheye koşan Türk askerleri, kısa bir süre sonra toplanarak harekete geçen Yunanlılarla tekrar karşı karşıya geldiler. Temmuz ayının başlarında, Batı Cephesi’nin çeşitli yerlerinde geçen şiddetli çarpışmalar sırasında Türk Ordusu zorlanmaya başlamıştı. Zira Yunanlılar asker sayısı, silah ve cephane gücü açısından Türklere kıyasla çok üstün konumdaydılar. Bu avantajlarını iyi değerlendirerek bazı bölgeleri ele geçirdiler. Afyon, Eskişehir, Kütahya ve Bilecik düşmanlarca işgal edildi.

Bu olumsuz gelişmeler üzerine Ankara’da bulunan Mustafa Kemal, derhal Karacahisar’daki Batı Cephesi Karargahı’na geldi. Türk Ordusu’na göre imkanları çok geniş olan Yunanlılara karşı farklı bir strateji geliştirmeyi uygun gördü ve bunu İsmet Paşa’ya bildirdi. Atatürk’e göre, “Orduyu, Eskişehir’in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla araya bir mesafe koymak lazımdır ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya’nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir!” Böylece Türk kuvvetleri Sakarya’nın doğusuna kadar çekildiler. Devamını oku »

22
May

Birinci ve İkinci İnönü Savaşları

   Yazan: editor   Kategori Çanakkale Destanı

Başgösteren tehlike üzerine, Albay İsmet Bey ve arkadaşları, hemen Çerkez Ethem’i bırakarak orduyu İnönü ve Dumlupınar’a sevk etmeye karar verdiler. Fakat bir sorun vardı; Gediz ve Kütahya yöreleri ile İnönü arasındaki 3 günlük yol daha kısa sürede aşılmalıydı. Çünkü Yunanlılar, bizden daha önce İnönü’ye ulaşırlarsa fazla güçlük çekmeden Eskişehir’e varacaklardı. Dönemin zor şartları içinde İnönü’ye doğru yolculuk başladı. Bu arada ordunun gücünü arttırmak için, Ankara’da yeni kurulan 4. Tümen de cepheye çağrıldı.
Bu sırada Yunanlılar da boş durmamış, 8 Ocak 1921 günü Çivril ve Pazarcık’ı, 9 Ocak sabahı da Bilecik ve Bozüyük’ü ele geçirmişlerdi. Aynı gün öğleden sonra Yunanlılar Bozüyük istikametinden saldırıya geçtiler; böylece çok şiddetli bir savaş başladı. Türk askeri Yunanlıların tüm girişimlerine olağanüstü karşı koyuyor, düşmanın ilerlemesine fırsat vermiyordu. Böylesine bir karşı koyuş Yunanlıların hiç beklemediği bir hareketti. 10 Ocak’ta savaşa bizzat katılan ve bu savaştaki başarısından ötürü soyadını bu savaştan alan Albay İsmet Bey ve askerlerimiz, vatanın kurtulması uğruna canlarını ortaya koymaktan çekinmiyorlardı. Bu azmin karşısında daha fazla duramayan Yunanlılar ikinci günün sonunda geri çekilmeye karar verdiler. Devamını oku »