“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Türklük bilincinin simgesi, ulusal birliğimizin ortak paydası, çağdaşlaşmanın öncüsü Atatürk’e sevgi ve rahmetle, Türkiye’yi ortaçağ karanlığına, siyasal ümmetçilik batağına çekmeye çalışan din tacirlerine, yabancı servis ajanlarına kısaca Türklük düşmanlarına lanet ve nefretle”.(28 Şubat Sürecine Bir Katkı:Organize Suçlar ve Fethullahçılar)
27 Ağustos 1922 sabahı 57. Alay bu tepeyi kuşatmış, saat 10:30′da M. Kemal telefonda komutana:
-Reşat Bey bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?
-Komutanım, yarım saat sonra alacağız.
-Başarılar diliyorum.
10:45 Mustafa Kemal:
-Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.
-Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış, direniyor. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.
11:00 Mustafa Kemal
-Reşat Bey’i istiyorum.
-Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.
-Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.
Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşanır:
-Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.
11:45 Başkomutanın telefonu çalar:
-Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim.
O, Türklüğün sessiz onurudur, gururudur, cesaretidir. O, Türk ulusunun temsil ettiği tüm değerlerin simgesidir. O, başlı başına bir Türkiye’dir. Ve O’nun yazgısı gerçekte Türkiye’nin yazgısıdır. Ama kaç kişi bilir O’nu ve kaç kişi hatırlar?!Kaç kişi özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, hatta aldığımızı her nefesi borçlu olduğumuz adsız kahramanlardan biri olarak kendisini yad eder?!
Eğer bir gün yolunuz Sandıklı-Afyon arasına düşerse lütfen O’nu ziyaret ediniz. Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Antalya, Fethiye gibi hemen çoğunluğumuzun yılda en az bir kez tatil için geçtiği yol üzerindedir. O, her gün onbinlerce aracın geçtiği yolda, herkes bakar da O’nu görmez. Daha doğrusu görmezlikten geliriz o küçük tabelayı!.. Belli belirsiz şu ibareyi okursunuz:”Albay Reşat Bey-Çiğiltepe Şehitliği 10 km.!..
10 kilometrelik yolu ancak yarım saatte alırsınız. Aslında yol bile denemez; taşlar, çukurlar ve tozlar arasında tepeleri tırmanırsınız. Yol ayrımında bir tabela daha görürsünüz; en az Türkiye’yi yönetenler kadar kararmış kalpli avcıların nişangahı haline geldiği için tek kelime bile okuyamazsınız. Yolu rasgele sağdan takip etmişseniz, bir süre daha güç bela ilerledikten sonra O’na ve O’nunla birlikte bu vatan içi, bugünlerimiz ve yarınlarımız için canını veren kahramanlarımızın yattığı şehitliğe ulaşırsınız…Tek duyduğunuz, bölgenin en yüksek ve stratejik tepesindeki şiddetli rüzgarın uğultusudur. Başka ne bir ses ne bir nefes. Eğer bu ülkeyi seviyorsanız, Cumhuriyetin erdemlerine inanıyorsanız, Türklük bilincine sahipseniz, Albay Reşat Bey ve diğer şehitlerimizi elbetteki duyamaz ama tüm benliğinizde iliklerinize kadar hissedersiniz!.. Onların sizin ziyaretinize de, dualarınıza da ihtiyaçları yoktur; çünkü erişebilecekleri en üst mertebeye zaten ulaşmışlardır. Belki birkaç damla gözyaşı ve kalpten gelen minnet ve teşekkür!.. İsteseniz de başka bir şey veremezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey, Onları hissetmektir.”
(Kemal’in Askerleri-Vahdettin’in Politikacıları)
Yorum Yapın