Atatürk, Türk Milletinin yüksek zevkini ortaya çıkarmak ve Türkiye’nin, sanat çalışmaları yönünden de, medeni ülkeler arasındaki yerini almasını sağlamak için bu alandaki çalışmaları teşvik etmiş, başarılı sanatçıları ödüllendirmiştir.
Bunun için, güzel sanatların her alanında çalışmalar hızlandırılmış, 1924 yılında Ankara’da Müzik Öğretmen Okulu açılmıştır. Bu okul, 1936 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’ne dönüştürülmüştür. Yine aynı yıl Ankara Devlet Konservatuvarı açılmış ve sanatçılar yetiştirilmeye başlanmıştır.
“Türk Beşleri� olarak anılan, Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin ve Necil K. Akses, ilk sonat, konçerto, senfoni ve operalarını vermişlerdir.
İstanbul Belediye Konservatuvar’ında batı müziğine de yer verilmiştir. Ayrıca, Muzıka-i Hümayun 1924 yılında Ankara’ya getirilmiş ve adı Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti olarak değiştirilmiştir. 1935 yılına kadar, bu heyetin orkestra şefliğini Adnan Saygun ve Zeki Üngör yapmışlardır.
Dar-ül Bedayi 1931 yılında İstanbul Belediyesi’ne bağlanmış, 1934 yılında ise Şehir Tiyatroları adını almıştır. Ankara Halkevi sahnesinde, 1932 yılında Atatürk’ün de ilk temsillerinde hazır bulunduğu ‘Akın’, ‘Çoban’, ‘Mavi Yıldırım’ oyunları sergilenmiştir.
Sanayi-i Nefise Mektebi mezunları 1924 yılında Avrupa’ya eğitime gönderilmiştir. Bu okulun adı, 1928 yılında Güzel Sanatlar Akademisi olarak değiştirilmiştir. 1932–1933 eğitim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Resim-İş Bölümü açılmıştır.
1924 tarihinden itibaren resim ve heykel sergileri açılmaya başlanmış, 20 Eylül 1937 tarihinde de Resim Heykel Müzesi açılmıştır.25
Atatürk, güzel sanatlarda elde edilen başarının, medeni ülke olma yolunda ve inkılapların sağlamlaştırılmasında önemli bir etken olduğunu şu sözleriyle belirtir:
“Güzel sanatlarda başarı, bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin kanıtıdır. Bunda başarılı olamayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün başarılarına rağmen, medeniyet alanında yüksek insanlık niteliğiyle tanınmaktan daima yoksun kalacaklardır.� 26
“Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat bir sanatçı olamazsınız.� 27
“Bir millet ki resim yapamaz, bir millet ki heykel yapamaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapamaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, hakiki özellikleriyle medeni ve ileri olmaya layıktır ve olacaktır.� 28
Yorum Yapın