Atatürk » CUMHURİYETLE BAÅžLAYAN DEĞİŞİM

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki eğitim hizmetlerinin içeriğini “Öğretimi Birleştirme�, “Eğitimi Örgütleme�, “Eğitimin Niteliğinde Değişme� ve “Eğitimi Yaygınlaştırma� olarak dört başlık altında toplamak olasıdır.
1.1. ÖĞRETİMİ BİRLEŞTİRME
Cumhuriyetten önce eğitim kurumları, ağırlıklı olarak ulusal bir nitelik taşımaktan uzaktı. Okullar, birbirine kapalı dikey kuruluşlar halinde, üç ayrı kanalda yapılanmıştı. Bu yapılanma içinde, ilk ve en yaygını, Kur’an öğretimine, Arapça’ya, ezberciliğe dayalı mahalle mektepleri ve medreseler, ikinci olarak yenilikçi Tanzimat okulları, idadîler ve sultanîler, üçüncü olarak da yabancı dilde öğretim yapan kolejler ve azınlık okulları yer almaktaydı. Bu üç kanalda üç ayrı görüşün, üç ayrı yaşam biçiminin, hattâ üç ayrı çağın insanı yetiştirilmekteydi.
Bu ortamda, üç ayrı eğitim kanalı ile birbirine zincirlemesine bağlı millet egemenliğini yaşam biçimi haline getirmiş kuşaklar yetiştirmek, ulusal kültürü güçlendirmek ve ulusal birliği sağlamak olası değildi. Cumhuriyetle başlayan değişim süreci içerisinde, 3 Mart 1924’te 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Yasası çıkarılmıştır. Bu Yasa ile üç ayrı kanal birleştirilmiş; birinci kanaldakiler kapatılmış, ikinciler geliştirilmiş, üçüncüler ise Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetimine alınmıştır.
“Öğretimin Birleştirilmesi� anlamına gelen Tevhid-i Tedrisat Yasası’nın iki önemli özelliği bulunmaktadır. Birincisi, eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi, ikincisi ise eğitim alanında lâikliğin eyleme dönüştürülmesidir.
Anılan Yasa ile getirilen düzenlemeler üç madde altında ifade edilebilir.
1. Şer’iye ve Evkaf Vekaleti ya da özel vakıflarca yönetilen tüm medrese ve mektepler Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.
2. Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinden mekteplere ve medreselere ayrılan para, eğitim bütçesine geçirilecektir.
3. Eğitim Bakanlığı, yüksek din uzmanları yetiştirmek için darülfünûnda bir ilâhiyat fakültesi, imam ve hatip yetiştirmek için de ayrı okullar açacaktır.
1.2. EĞİTİMİ ÖRGÜTLEME
2 Mayıs 1920 tarihinde 3 nolu Yasayla kurulan Millî Eğitim Bakanlığınca yürütülecek eğitim hizmetleri millî esaslara, toplumsal hayatın ihtiyaçlarına göre ve çağın gereklerini karşılayacak şekilde düzenlenmiştir. Bu hizmetleri yerine getirecek eğitim sisteminin örgütlendirilmesi konusunda en önemli yasal düzenlemelerden biri, 22 Mart 1926 yılında çıkarılan 789 sayılı Maarif Teşkilatına Dair Yasa’dır. Bu Yasa ile; MEB dışında bir başka bakanlık tarafından gereksinime göre açılmış ya da açılacak olan okullarla özel okulların derece ve denkliklerinin belirlenmesi MEB’e verilmiştir.
Yasada; “Türkiye’de hiçbir okul Millî Eğitim Bakanlığının izni ve uygun görüşü alınmadan açılamaz. Diğer bakanlıklara bağlı orta öğretim kurumlarının programlarını yapma görevi, MEB’e aittir. Yükseköğretim kurumlarının programları ise, MEB’in uygun görüşü alınarak hazırlanır ve Millî Eğitim Bakanlığınca onaylanır.� gibi yeni düzenlemeler söz konusudur.
Daha önce yerel yönetimlerce yürütülen meslekî-teknik öğretim kurumları MEB bünyesine alınmıştır. Artan hizmetler nedeniyle müsteşarlığın yanı sıra Meslekî ve Teknik Öğretim Müsteşarlığı kurulmuştur. Bu Yasa ile ilköğretim okulları; şehir ve kasaba (gündüzlü), şehir ve kasaba (yatılı), köy (gündüzlü) ve köy (yatılı) olarak düzenlenmiştir. Ortaöğretim okulları ise; ortaokullar, liseler, ilk öğretmen okulları ve köy ilk öğretmen okullarından oluşmaktadır. Bu okullardan başka yüksek ve orta öğretmen okulları da yasa içinde yer almıştır.
789 sayılı Yasa’ya göre, Türk dilinin dünya dilleri arasındaki onurlu yerini alabilmesi ve diğer dillerin etkisinden arındırılabilmesi için MEB’de bir “dil heyeti� oluşturulmuştur. Bu da eğitimin Türkçe yapılmasını, gelişmesini, yaygınlaştırılmasını sağlamıştır.
Ayrıca, “Talim ve Terbiye Kurulu� kurulmuş, bilim ve uzmanlar kurulunun, Bakanlığın bir tür “kurmay� heyeti olması öngörülmüştür. Nitekim, Maarif Teşkilatına Dair Yasa’nın TBMM’de görüşülmesi sırasındaki tartışmalar, Talim ve Terbiye Kurulu konusunda yoğunlaşmıştır. Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati, Talim ve Terbiye Kurulu’nun “Türk ulusunun okul içinde ve dışında eğitimi ile ilgili büyük sorunları ile uğraşacak ve MEB’in manevi kontrol görevini yapacak bir bilim ve uzmanlar kurulu� olarak düşünüldüğünü söylemiştir. Yine bu yasada öğretmen yetiştirme; eğitim sisteminin en öncelikli sorunları arasında görülmüş ve nitelikli eğitimin ancak nitelikli öğretmenle yapılabileceği kabul edilmiş, “millî eğitim hizmetinde asıl olan öğretmenliktir� ilkesi benimsenmiştir.
1.3. EĞİTİMİN NİTELİĞİNDE DEĞİŞME
Temmuz 1921’deki Maarif Kongresi dışında, benzer bir toplantı ilk kez “ Heyet-i İlmîye� adıyla, Temmuz 1923’te; ikincisi Nisan 1924’te; üçüncüsü Aralık 1925-Ocak 1926’da yapılmıştır. 1926 yılında Tâlim ve Terbiye Dairesinin kurulması üzerine bu tür çalışmaları yapma görevi bu daireye verilmiştir.
Bundan sonra “Milî Eğitim Şûraları� adı altında ilki 1939 yılında sonuncusu ise 1999 yılında olmak üzere on altı şûra düzenlenmiştir. Millî Eğitim Şûraları, eğitim sistemini geliştirmek ve eğitimin niteliğini yükseltmek amacıyla öğretmenlerin, eğitimcilerin, bilim insanlarının, çeşitli alan uzmanlarının, eğitim yöneticilerinin kamu ve özel kurum, kuruluş, sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Şûralarda, eğitim sorunlarına ilişkin önemli kararlar alınmakta ve eğitim hizmetleri, toplumun bütün kesimleriyle, geniş çerçevede tartışılmakta ve değerlendirilmektedir.
Eğitimin, gelişen bilimsel ve teknik, sosyal, kültürel ve ekonomik koşullara uyumunun sağlanması ve önderlik etmesi ile yeniliklerin sisteme taşınmasında yararlar sağlayan şûralar, eğitim hizmetleri ve sorunlarının kamuoyuna mal edilmesinde de büyük önem taşımaktadır.
Bu özellikleriyle Millî Eğitim Şûraları, MEB’in en yüksek danışma organı olarak vazgeçilmez bir geleneğe sahip olmuştur. Uzun yıllardan beri büyük bir önemle gerçekleştirilen şûralar, ağırlıklı konularıyla birlikte ele alınmıştır.
EĞİTİMİ YAYGINLAŞTIRMA
Okur-yazar oranını yükseltmek, öğretimi kolaylaştırmak ve Türkçe’yi ortak bir dil yapmak amacıyla 1 Kasım 1928’de 1353 sayılı Yasayla, Lâtin temelli yeni bir alfabe kabul edilmiştir. Türkçe’yi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak, bilimin gereğine göre geliştirmek ve Türkçe’nin yanlış kullanımını önlemek amacıyla 1931 yılında Türk Tarih Kurumu, 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Yazı, dil ve tarih devrimlerinin eğitime başlıca etkileri şöyledir:
Yeni alfabenin halka öğretilmesi için geniş bir okuma-yazma faaliyeti başlatılmıştır.
Ders kitapları, sözlükler, tüm basılı resmî yayımlar yeniden hazırlanmıştır.
Birçok öğretmen, Türk Dil ve Tarih Kurumu’nda görev almıştır.
Günlük dilde olduğu gibi, bilimsel terimlerde de çok geniş bir Türkçeleştirme faaliyetine girişilmiş, okullarda öğretim bu yeni terimlerle yapılmıştır.

2. CUMHURİYETİN İLANINDAN GÜNÜMÜZE SAYISAL GELİŞMELER
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana geçen kısa süre içinde eğitim sisteminin her tür ve kademesinde okul, öğrenci ve öğretmen sayısında büyük artışlar olmuş, eğitim olanaklarının yurt geneline dağılımında önemli gelişmeler olmuştur.
Cumhuriyetten günümüze eğitimin değişik tür ve kademesinde; 1923 yılında 5.1 bin okul varken okul sayısının 9 kat artarak 2001 yılında 48.9 bine,
1923 yılında 361.5 bin öğrenci öğrenim görmekte iken öğrenci sayısının 44 kat artarak 2001 yılında 16.0 milyona,
1923 yılında 12.2 bin öğretmen görev yapmakta iken öğretmen sayısının 46 kat artarak 2001 yılında 578.8 bine,sayısının 49.9 bine,
ulaşması sağlanmıştır



02 Mayıs 2008, 12:42 pm tarihinde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz