Atatürk » İlkeleri

Atatürk ilke ve inkılâplarının dayandığı sosyal, siyasal, kültürel ve tarihî temeller vardır. Değişik konularda değindiğimiz bu esasları, toplu olarak şöyle sıralaya
biliriz:
- Millî tarih bilinci,
- Vatan ve millet sevgisi,
- Millî dil,
- Bağımsızlık ve özgürlük,
- Egemenliğin millete ait olması,
- Millî kültürün geliştirilmesi,
- Türk toplumunun çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarılması,
- Türk milletine inanmak ve güvenmek,
- Millî birlik ve beraberlik,
- Ülke bütünlüğü.

Millî Tarih Bilinci
Millî tarih bilinci, fertlerin ve milletlerin tarihlerine ve geçmişlerine bağlılıkları, tarihlerindeki övünülecek olaylar ve şahsiyetler ile gurur duymaları, onlardan cesaret ve örnek almalarıdır. Böylece geçmişteki kötü olaylardan ders alarak böyle durumlara bir daha düşmemeleridir. Tarih bilincinin uyandırılmasında millî günlerimizin ve zaferlerimizin büyük bir yeri vardır. Bundan dolayı, millî günlere milletçe gereken önem verilmelidir. Millî değerlerine sahip çıkmayan, onları yeni nesillere aktarmayan milletler, yaşama güçlerini kaybederler. Devamını oku »

22
Nis

Atatürk İlkeleri

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Atatürk’ün ilkeleri ve temel esasları

Cumhuriyetçilik

Atatürk’ün hayatı boyunca inandığı ve aÅŸama aÅŸama ulaÅŸtığı cumhuriyet, daha sonraki devrimlerin gerçekleÅŸme koÅŸulunu da yaratmıştır. Yani Atatürk’ün düşüncesinde cumhuriyet, padiÅŸahlığı yıkan ve yerine geçen, siyasal iÅŸlevi dışında, yeni Türkiye’yi oluÅŸturacak bir dizi devrimlerinde gerçekleÅŸtirileceÄŸi, toplumsal yanı ile de yer tutmaktadır.

“Yaptığımız ve yapmakta olduÄŸumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamıyla çaÄŸdaÅŸ ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum haline getirmektir. Devrimlerimizin asıl ilkesi budur” Devamını oku »

atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı temel esaslar

Atatürk İnkılapları veya diÄŸer adıyla Atatürk Devrimleri,Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaÅŸkanı olan Mustafa Kemal Atatürk tarafından öncülük edilen, günümüzde Atatürk İlkeleri olarak da bilinen ilkeler doÄŸrultusunda,1922 ve 1933 yılları arasında hayata geçirilen bir dizi yasal deÄŸiÅŸikliklerdir.Bunların neler olduÄŸu hakkındaki içerik, açıklama ve tanımlamalara detayları ile aÅŸağıdaki notlarda yer verilmiÅŸtir.Bu açıklamalar bizzat Ulu Önder Atatürk’ün sözleri ile teyit edilmeye çalışılmıştır.

21
Nis

Türk Dil Kurulunun Kuruluşu

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Türk Dil Kurulunun Kurulması ( Kuruluşu)

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.� (2.9.1930)

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Büyük komutan, büyük devlet adamı Atatürk, Türk diline verdiği önemi bu sözlerle belirtiyor. Kültür alanında başlattığı uygulamaların hiç şüphesiz en önemlilerinden biri de dil konusundaki çalışmalarıdır. Cumhuriyeti kurduktan sonra inkılâplara başlayan Ulu Önder, ses bayrağımız Türkçemize çok önem vermiştir. Bugün Türkçe ile ilgili şüpheleri olanlar, dilimizin önemini kavrayamayanlar O’nun bu konudaki duyarlılığını bir kez daha gözden geçirmelidirler. Devamını oku »

6
Nis

Yeni İnsan

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Geri kalmış ülkelerin genellikle kıt olan kaynakları içinde en bol malzeme insandır. Üstelik diÄŸer kaynakları harekete geçirebilecek güç de gene o insan ögesidir. Bu nedenle, geri kalmış ülke devrimleri, her ÅŸeyden önce insanı deÄŸiÅŸtirmeye, daha etkili daha bilinçli bir “yeni insan” yaratmaya yönelik, insanın düşünüş ve davranış biçimlerini deÄŸiÅŸtirmeye yönelik bir “kültür devrimi” olmak zorundadır. Geri kalmış ülke devrimcileri, bu yeni insanı yaratabildikleri ölçüde baÅŸarıya ulşırlar.
Hiç kuşku yok ki, Mustafa Kemal, tarihin tanıdığı en cüretli, en büyük ve kapsamlı kültür devriminin baş mimarıdır. Dilde, dinde, hukukta, yazıda, giyside, eğitimde, tarihte yaptığı reformlar; bazıları bugün biçimsel görünse bile, inanılmaz boyuttaki bir kültür devriminin, bir bütün içinde çok anlamlı olan parçalardır. Osmanlı İmparatorluğu içinde dili ve tarihi unutturulmuş, kendine güvenini yitirmiş bir halktan, çağdaş, başı dik, kendisiyle gurur duyan bir ulus yaratabilmiş olmanın ne büyük ve zor bir sonuç olduğunu bugün takdir edebilmek zordur. Devamını oku »

6
Nis

Laiklik

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Altı ok ile simgeleÅŸtirilen Kemalist ilkeler içerisinde, Atatürk’ün kuÅŸkusuz ki, en önem verdiÄŸi ilkelerin başında “laiklik” geliyordu. Mustafa Kemal, ülkenin koÅŸullarının daha hiç hazır olmadığı bir aÅŸamada bile, çok partili düzene geçiÅŸ için sakınca görmezken, tek bir koÅŸul ileri sürmüştü: Laiklikten ödün vermemek! Serbest Fırka’nın önderliÄŸini üstlenecek olan Fethi Okyar’a yazdığı ve daha önce de sözünü ettiÄŸimiz mektubunda ÅŸu satırlar dikkati çekiyordu: “Memnuniyetle tekrar görüyorum ki, laiklik esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur.”
Bir çağdaşlaşma ideolojisi olarak Kemalizm açısından laiklik, demokrasi anlamındaki cumhuriyetçiliğin de, milliyetçiliğin de, devrimciliğin de, ve hatta halkçılığın da ön koşulu olduğu için bu ölçüde önem taşımaktadır. Demokrasinin ön koşuludur; çünkü laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğü, gerçek anlamda bir özgür seçim olmaz. Devamını oku »

6
Nis

Devletçilik

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Kemalizmin “devletçilik” ilkesini de, halkçılık ilkesi ile baÄŸlantılı olarak deÄŸerlendirmek gerekir. Yoksul, yüzyıllardır ihmal edilmiÅŸ olan halk nasıl kalkınacak ve hakettiÄŸi çaÄŸdaÅŸ yaÅŸam düzeyine ulaÅŸacaktır? Batı’nın geliÅŸmiÅŸ toplumlarının nasıl bir yoldan geçerek o noktaya geldikleri biliniyordu. Bir yandan kendi halklarını, öte yandan geri kalmış ülke halklarını sömürerek bir sermaye birikimi oluÅŸturmuÅŸlardı. Türkiye’nin kendisi geri kalmış bir ülkeydi. Halkın sırtından bir sermaye birikimi oluÅŸturulmasına, onun birkaç kuÅŸak daha yoksul tutulması pahasına bir kalkınmaya ise “halkçılık” anlayışı karşıydı.
1923 - 1930 arasında, kalkınma için gerekli yatırımları yapması özel giriÅŸimlerden beklendi. Ama bu iÅŸlevi yerine getirmeye özel kiÅŸilerin ne yeterli parası, ne yeterli deneyimi, ne de yeterli teknolojik birikimi vardı. Dünya’yı sarsan 1929 ekonomik bunalımı ise, liberal ekonomi politikalarının tam bir baÅŸarısızlığını vurguluyordu. Kemalizm, ülkeyi kalkındırmak, halkı çaÄŸdaÅŸ uygarlık düzeyine ulaÅŸtırmak için “devletçilik” ilkesini benimsedi. Böylece hem üretim arttırılacak, sanayi gerçekleÅŸtirilecek, hem de hakça bir paylaşım yapılacak ve ekonomik gücü kullanan bir sınıfın halkı ezmesine olanak verilmemiÅŸ olacaktı. Devamını oku »

6
Nis

Devrimcilik

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Kemalist “devrimcilik” ilkesi, halkçılıkla ve hatta demokrasi anlayışı ile iç içe bir anlam taşır. Mustafa Kemal’in 1923′te Konya’daki bir konuÅŸmasında yer alan ÅŸu cümleler, O’nun nasıl bir devrimcilik anlayışından hareket ettiÄŸini, hiçbir yanlış anlamaya yer vermeyecek kadar açık bir biçimde sergilemektedir: “Bozuk zihniyetli milletlerde büyük çoÄŸunluk baÅŸka hedefe, aydın denen sınıf baÅŸka zihniyete sahiptir. Aydın sınıf telkinle, aydınlatma ile büyük çoÄŸunluÄŸu kendi amacına göre ikna etmeyi baÅŸaramayınca, baÅŸka yollara baÅŸvurur. Halka zorbalık etmeye baÅŸlar. BaÅŸarıya ulaÅŸmak için, aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında tabii bir uyum olması gerekir. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceÄŸi ilkeler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı. Bu halk bir defa karşısındakinin samimiyetle kendilerine yardımcı olduklarına inanırsa her türlü hareketi derhal kabule hazırdır. Bunun için gençlerin herÅŸeyden evvel millete güven vermesi gereklidir.”
Bu, seçkinciliği açıklıkla yadsıyan, halkla bütünleşmeye ve dolayısıyla demokratik yöntemlere büyük önem veren bir devrimcilik anlayışıdır. Devamını oku »

6
Nis

Halkçılık

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Mustafa Kemal’in demokrasi anlayışı, Kemalizm’in en önemli ilkelerinden olan “halkçılık”tan da soyutlanamaz. Atatürk baÅŸlangıçta halkçılığı ÅŸu ÅŸekilde tanımlıyordu: “Bugünkü varlığımızın asıl niteliÄŸi milletin genel eÄŸilimlerini isbat etmiÅŸtir. O da halkçılıktır, halk hükümetidir, hükümetlerin halkın eline geçmesidir.” Ama zamanla bu ilkenin de içeriÄŸi geliÅŸti ve Halk Partisi’nin programlarında üç ögeyi içermeye baÅŸladı: Siyasal demokrasi, yasalar önünde eÅŸitlik, sınıf çatışmalarının kabul edilmemesi ve toplumun dayanışma içerisinde geliÅŸmesi.
Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun çöküş döneminde giriÅŸilen reformlar hep devleti kurtarmak amacına dönüktü. Oysa Mustafa Kemal, halka güç kazandırmadan, halka dayanıp onun yaratıcı gücünden yararlanmadan çaÄŸdaÅŸ bir topluma ulaşılamayacağının bilinciydeydi. 1922′de Meclis kürsüsünden ÅŸunları söylüyordu: “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür… Diyebilirim ki, bugünkü yıkım ve yoksulluÄŸun biricik nedeni bu gerçeÄŸin gafili bulunmuÅŸ olmamızdır. Devamını oku »

6
Nis

Cumhuriyetçilik

   Yazan: editor   Kategori İlkeleri

Kemalizmin ilkelerinden “Cumhuriyetçilik”, bir anlamda milliyetçiliÄŸin doÄŸal sonucu gibi görülebilir. EÄŸer egemenlik ulusa ait ise, ülkenin kimler tarafından hangi kurallara göre yönetileceÄŸi de ulus tarafıdan belirlenecek demektir. Kemalist ideoloji içinde cumhuriyetçilik, giderek “demokrasi” ile bütünleÅŸmekte, eÅŸanlamlı hale gelmektedir. Cumhuriyetçilik aynı zamanda, siyasal iktidarın dinsel kökenli olmaktan çıkması, laikleÅŸmesi, siyasal rejimin çaÄŸdaÅŸlaÅŸması demektir. Bu ilke, iktidarın dinsel kökenli olmaktan çıkmasıyla laiklik ilkesiyle, meÅŸruluÄŸun temelini halk desteÄŸinin oluÅŸturmasıyla da, halkçılık ilkesiyle yakından ilgilidir.
Mustafa Kemal’e göre, “Yeni Türkiye Devleti” bir halk devleti idi. Oysa geçmiÅŸteki devlet, bir “kiÅŸi devleti” idi, kiÅŸilerin devleti idi. Cumhuriyet rejiminden ne anladığını ise şöyle açıklıyordu: “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet ÅŸekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. Devamını oku »