93. yılını idrak ettiğimiz bu savaş, Osmanlı imparatorluğunun kazandığı son zafer olarak Dünya savaş tarihine geçmiştir. 1908-1918 yıllara arasında , devlet başkanı sultan Mehmed Reşad dır. 23 ocak 1913 yılında ittihat ve terakki, sultana darbe yaparak tüm yetkilerini elinden almış, imparatorluk bu askeri darbe neticesinde tamamen Enver ve Talat paşaların inisiyatifi ile yönetilir hale gelmiştir. Batının kendi arasındaki iç çatışmalarından zuhur eden 1. Dünya savaşına , tarafsız kalmak yerine , kuvvetli görünen devletin yanında olmak hırsı, Enver paşanın politik hataları bir anda Osmanlıyı savaşın taraflara arasına itelemiştir. Genç neslin kahir ekseriyeti Çanakkale savaşını Kurtuluş savaşı zannetmekte hatta savaşın bir numaralı kahramanı olarak Mustafa Kemal’i görmektedir. Savaşta asıl yönetim Otto Liman von Sanders’indir. Mustafa Kemal yarbay rütbesi ile bir bölgenin sorumlusudur… Sekiz Osmanlı paşası savaşın muhtelif cephelerine komuta etmektedir.Deniz ve kara savaşları bir yılı aşkın bir süre devam etmiştir. Denizde üstünlük sağlayamayan HAÇLI kuvvetleri kara harekatını 1915 kış aylarına kadar sürdürmüştür… Karşılıklı kaybedilen insan sayısı yüzbinlerle ifade edilecek düzeye gelmiştir… Zorlu savaş yıllarında şehrimizin halini Babaannemden dinlemiştim, Güllük mahallesinde zuhur eden cenazeyi kaldıracak erkek bulunmayınca , mahalleli hanımlar tarafından tekfin ve techiz’i yapılarak defnedilmiş hatta ekip biçecek kimse kalmayınca o yıllarda şehrimiz ciddi kıtlık tehlikesi ile karşılaşmıştır… Darbeci ittihat ve terakki nin bitmeyen hırsı bir neslin kıyımına neden olmuş ve Osmanlı tüm okumuş yazmış kesimini bu savaşta kaybetmiştir… Rakamlar korkunç denecek boyutlardaydı… 1.Dünya savaşı resmi rakamlara göre bir milyon Müslüman evladının şahadetine neden olmuştur… Aynı zamanda Osmanlı imparatorluğu nun yıkımına da sebep olan cihan harbine girmemizin birincil nedeni, ihtilal neticesi Devlet yönetiminin tamamen askere geçmesi olarak gösterilebilir. Enver paşanın Sarıkamış ta başlattığı felaket tablosu, Çanakkale savaşı ve tüm cephelerde açılan savaşlar neticesinde, yüz yıllık acı bir türlü dinmemiştir… Osmanlıdan doğan otuz’a yakın ülkelerin çoğunluğunda hala sıkıntı sürmektedir… Kayseri de sırf Çanakkale de şehit olan dedelerimizin sayısı 2200 civarındadır. Diğer cephelerle birlikte bu sayı onbin’i bulmaktadır. O yıllarda Abdülmamid han’ın yadigarı Kayseri lisesinde, son sınıf öğrencilerinin cephede kaybedilmesiyle mezun verememesi hala dillere destandır… sırf Kayserimi?.. İstanbul medreseleri ve tekkeleri tamamen boşalmış, tüm öğrenciler cephede olduğu için din eğitimi aksamıştır… Dar-ül Funun öğrencilerinden cepheye koşanların sayısı ikibin’in üzerindedir…Osmanlı harbiye nezareti bu savaşlar neticesi şehidlerimizin sayımını yaparken, NESLİN sona ereceği korkusuna kapılarak özellikle evli askerlere kısa aralıklarla izin vererek, bir sonraki neslin çoğalması düşünülmüştür… Şöyle bir matamatik ihtimal hesabı yapmak gerekirse, İttihat ve terakki darbe yapmasa ve tarafsız kalınıp savaşa girilmeseydi, bu gün şu anki topraklarımızın en az üç misli büyüklüğünde bir yüzölçümüne, ikiyüzmilyondan fazla bir nüfusa sahip bölgesel güç olmamız işten bile değildi… Unutulmamalı ki savaşların büyük bir kısmının sayısal yükü, hep Anadolu insanının sırtındaydı… O gün Anadolu erkeği kırılmasaydı , bu gün etnik milliyetçilikten kim bahsedebilirdi… Geçmişten günümüze darbe tarihini birde bu çerçeve içinde incelenirse, kayıp ve kazançlar daha iyi anlaşılacaktır.
Yorum Yapın