Türkiye’yi yönetirken ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak istediği Türk milletine önderlik ederken eğitim, öğretim ve öğretmenlere çok önem veren ve özel bir ilgi gösteren Atatürk’ün yetişmesinde, görmüş olduğu eğitim ve öğretim yanında ders aldığı öğretmenlerinin de yeri ve rolü büyüktür. Onun ilk ve orta öğrenimindeki öğretmenleri arasında ilkokul öğretmeni Şemsi Efendi, askerî rüşdiyedeki Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey, askerî idadideki kitabet öğretmeni Mehmet Asım Efendi, tarih öğretmeni Topçu Kolağası Mehmet Tevfık Bey1 ile askerî rüşdiyedeki öğretmeni Osman Tevfık Bey2 hatıra başta gelen isimlerdir.
Her insan gibi Atatürk’ün de fikir yapısının oluşmasında ilk etkide bulunanlar, ailesi ve öğretmenleri olmuştur3. İşte bu öğretmenlerin birincisi olan Şemsi Efendi, Türk eğitiminde başardığı işler yanında, çocukluğundan itibaren onun hayatına yön vermesi bakımından da büyük bir öneme sahiptir.
Şemsi Efendi’nin hayat hikâyesinin yazılmasının bir ihtiyaç olduğunu ilk defa 1943 yılında Ali Canib Yöntem ifade etmiş4 olmakla beraber onunla ilgili ilk biyografik bilgilere daha 1912’de Osman Şevki Efendi’nin neşrettiği bir ders kitabında rastlanır5. Bundan sonra 1938’de Emekli Korgeneral Galip Pasiner, Şemsi Efendi ile ilgili hatıralarını bir gazetede yayınlamıştır6. Osman Şevki Efendi’den hareketle Faik Reşit Unat 1963’te, herhangi bir dipnotu vermeksizin ve İsmail Eren ise 1967’de Osman Şevki’yi belirterek birer makale kaleme almışlardır7. Son olarak da 1981 yılında Yahya Akyüz, Pasiner ve Unat’ın ifadelerini esas alarak bir senteze varmaya çalışmıştır8. Ancak Şemsi Efendi ile alâkalı söz konusu makalelerde arşiv belgelerine ve salnamelere hiç yer verilmemiştir.
Bu yazıda resmî belge ve yayınlar yanısıra diğer kaynaklardan da yararlanma yoluna gidilmek suretiyle hem Şemsi Efendi’nin hayat hikâyesi ve eğitimci kişiliği, hem de Atatürk’ün ilk eğitimini nasıl bir öğretmen ve okuldan almış olduğu daha açık bir biçimde ortaya konmaya çalışılacaktır.
HAYATI
Şemsi Efendi, 1852 yılı civarında doğdu. Fakir bir ailenin çocuğu olarak o, eğitim ve öğrenimi süresince karşılaştığı her türlü güçlükle mücadele etmesini bilmiş ve önce ilköğrenimini ardından da 1867 yılında 15 yaşlarında iken Tanzimat döeminin modern eğitim kurumlarından biri olan rüşdiyeyi (Selanik Rüşdiyesi)9 başarıyla bitirerek ortaöğrenimini tamamladı10.
Ailesine malî katkıda bulunmak isteyen Şemsi, bir dükkânda çalışmaya başladı. Bununla yetinmedi. Dükkânda çalışması yanısıra rüşdiyeye devam edemeyenlere hususi dersler vermek suretiyle, Selanik’te ilk özel halk dershanesini kurmuş oldu “.
Arapça ve Farsça yanında Fransızca da öğrenen Şemsi Efendi12, 1869-1871 yıllarında Aynaroz’da gümrük idaresinde kâtip olarak çalıştı ve 1871’den itibaren de Selanik’te yeni açılan bir yabancı özel okulda Türkçe öğretmenliği yapmaya başladı. Ecnebi okuldaki çalışması onun hayatında bir dönüm noktası teşkil etti. Nitekim burada çalıştığı sürece çeşitli gözlem ve temaslarda bulundu. Okuldaki çalışma ortamının mükemmelliği meslekî yönden ufkunu genişletti13. Bu çalışması esnasında onda, benzer şartlar ve yeni metodlarla Türk öğrencilerine öğretmenlik yapmak üzere bir ilkokul açma fikri doğdu.
1869 tarihli maarif nizâmnâmesinin 129. ve 130. maddeleri ecnebi ve gayr-ı müslim tebaa yanında müslüman Türklere de özel okul açma imkânı tanımaktaydı14. Şemsi Efendi, bu imkândan yararlanarak bir ilkokul açma girişiminde bulundu. Kendisini bu konuda bazı öğrenci velilerinin teşvik etti ve birkaç meslekdaşı destekledi. O, halktan topladığı ianelerle işe koyuldu15. Selanik Maarif Müdürü Radoviçli Mustafa Bey’in yardımlarıyla kendisine yeni bir okul açması için ruhsat verildi ve bir de bina tahsis edildi. Şemsi Efendi, 1872 yılında Selanik şehrinin Sabri Paşa Caddesi’ndeki Çarşamba Dergâhı adlı bir tekkenin karşısında bulunan tek katlı küçük bir binada okulunu açarak hizmete soktu. Daha sonra o, meslekdaşı Abdi Kâmil Efendi’yi öğretim kadrosuna dahil etti ve genişlettiği okuluna Şemsi Efendi Mektebi adını verdi16.
Şimdiki bilgilere göre Şemsi Efendi Mektebi, Cemiyet-i Tedrîye-i İslâmiye tarafından 1865 yılında İstanbul’da açılmış olan mektepten17 sonra, bir Türk tarafından Osmanlı memleketinde kurulan ilk özel okul olma özelliğini taşımaktadır.
Yorum Yapın